6 Aralık 2020 Pazar

Hüsn-ü Hamuş

 Omuzlarında dik-i maişet kadar acıklı menend-i felek

Vermiş eline rezzak-i kerim kırık döķük üç tekerlek

Şu a'rec eskiciyi duyunca bakardım yanık sedasına

Mutad iken seyr-ü temaşa kimse merhem olmaz gedasına 

Boynu önünde bildir hele gönlün neme küskün

Din-ü diyanet lafta kalmış gönül buna üzgün 


Hurda arabasıyla arşınlarken maişeti olur kahr-û ezâ

Teellüm eder gözlerde gonce-i ter.Neden dahr-û cezâ 

"İstemezmisin dünya onların ahiret bizim" peyâm-ı vedâd 

Teemmel!"İnna(A)llâhe lâ yazlimu-nnâse..."mahrec-i sedâd  

Ki dâr-ı fenâ dâr-ı bekanın tarlası teselsül 

Beşaret!Bezm-i eleste "bela"dedik mertebe-i âdem tebehhül 


Muhiti hep gül-ü tarh-ı emeline destek

"Ikı günü eşit olan zarardadır"lafzına afak-ı târ-ı ömrü köstek 

Yüzünde hande-i ümidi andırır tâb-u riyah

Eser yok o mukadder çehresi baht-ı siyah

Zahiri melal renk-ü resmi kasvet-efzâ-yı derun 

Arkası zifiri karanlık necm-i ikbali yerun 


Hayatını sorma perdeler inmiş kapanmış pencere

Sütre-i ferş gibi zalam inliyor bî-çare  

Müşkilat dedi gülerek

Sefalet daim oldukça bela-ender-bela bu olsa gerek

Ümidi beklemekten kaç sabah olacak söyle

Zavallı bilmez ki ömrü yeldâ-yı bî-tenâhide hep böyle 


Dün müşkildi bugün bikes-i berbad

Üst baş pejmürde nevbet ederek feryad

Fakat o sinede kalp pür-sûkun 

Ya Rabb dest-i inayetini göster âkibet ru-nümun 

Varı yoğu üç tekerlek birde araz vücudu meydanda

Takvimlerden yapraklar düşer suziş-i kalbi ziyanda 


Geçende geçerken kenar mahalleden

Baktım ki tekerlek kırılmış vahalleden  

İnkisarında bir mâh-ı nev peyda 

Günlük nafakası gitmiş ne fayda 

Herkes kendi gailesinde duyulmaz garibanın çilesi

Hani müslümanlık kardeş aceb bura neresi 


İnsan garib bir ney misali

Ne dinleyen var nede duyan öz yurdundan fisâli

Giden geldi mi bir baksan vad-i hamuşandan 

Suret böyle iken nerede irfan-ı hemâgûşandan

İnsanı insan yapan vicdan mı yoksa tıyniyet mi?

Ahde vefa tekerleği düzlüğe çıkaracak bu zihniyet mi?


Tekerlek yapıldı bir gariplik var hal-u kalinde 

Yine çıkaracak nafakasını neşe var visalinde

Yavaştan karanlık çöktü nidası eskici eskici 

Zavallı eceli meşhud diğer yandan ekmek kavgası feci 

Ya Rezzak rızkına ver çuş-u merhamet 

"Ellezi ahsene kulle şey-in halekahu..."metanet

"İnsan için ançak çalıştığının karşılığı vardır" fetanet. 

(Hüsn-ü Hamuş)

23 Kasım 2020 Pazartesi

Hüsn-ü Hamuş

 Beyhude dolaşırsın dehr-i fânide neden bi-idrak

"İnnâ halaknâ-l-insâne min nutfetin..."kelâmından firak

Ki künhünde zat-ı ehadiyete secde-i şahadet 

Basiret! Ey ademoğlu cihan âlem sende delâlet 

Zeminden fezadan cuş-u huruşken fazl-ı Bürhani 

Dolar fuadın cilve-i-zar-ı envârâ-envâr-Sübhani

Balçığım ama ruhumda sani-i rahmetin

Bu kadriyetinle usret bulunmaz yüsr-ü vahdetin

Esma-i ilâhiye zıllisinin belâsı olmuşsun

Evamir-i tekviniyetinle pür-celâsı olmuşsun

Neşreder seyyare seyyale dest-i teshirinle

Senin ahkamını tüm mahlûkat lisan-ı tebşirinle

Asumandan feyz-i bereket alır ma'rifet-i ferasetin

Cevherler bulur yeraltında murakabe-i dirayetin

Ummanlar şöhret-i âşkın mevcler kemerbeste-i ubudiyet 

Dağlarda semalarda şahbâl-ı pervaz etsende rububiyet

Rüzgar refref-i saile hava burak-ı mütenakkıl emrinde heran

Ki hadidin olur gezersin âlemi herzaman 

Dayanmaz cehd-ü gayretine kandan irinden deryalar

Def olur sen muharebe-i sebata girdikçe hücümlar 

Zalamda  gezsen ruşenin fikr-i hikmettir

Ki her leması bir bi-hamid şavk-ı ebediyettir

Halasın emr-i müşkil olsada ecelden pusulan mülhem-i himmettir 

Ki her leması bir bi-hamid şavk-ı ebediyettir

Ne matemler ne firaklar ne hicranlar

Ki gülçin olurum nahl-ı emeldir matem-i zamanlar 

Bu devran ne kadar dehşetengiz dûlabimiş 

Vukuatları mahveden yed-i rahmetin ayn-ı seylabimiş 

Tefekkürden sürur terakkiden terakkiye 

Teavün ettikçe bir adım daha yaklaşırsın Hallâkiye 

En sürur anında en zişan günlerinde münacat 

Müstakbelde dahi adl ve istiklaldir hep hacât 

O müstakbeldir mefkûrenin o dur ma'şûk-u vicdan

Bu mukaddes davadan ârâm olursa ruh yare-i  hicran 

Sen şevk-i seyreyle nebi arş-u alaya sellisi  

Ki hamurunda rahmetin zıllisi

Cümle esrar-ı fıtrattan gelir her emel

Mahve düşsen hayat-ı beşerden bilir gavr-ı mesel

Tıyniyet hayat ahiret ki cilve-i nihandır 

Dehr-i istikbal hüccet-i musafta feryâd-ı figândır

Duramazsın sevda-i idealiyle çun ab-ı revandır

Hakikatlerin şevkiyle oturamazsın sehv-i lisandır 

Zulmet başa yağsa asuman misâl

Ruha nakş hep zühre mâh-u mihr-i cemâl

Mah hem reh-nümâ hem râhın oldukça şâhid-i âmâl

Haşy duymasın sine-i deycuradan mâl-â mâl

Dem bu dem mâl-â mâl etsede cilve-i ahter 

Tahkikattan geçermisin? Heyhat ikrar-ı buhter

Esrar-ı nihandır künhü-i Muhyî o ki celal-i künhü 

Cevalen et durma sen ala-i abd-ı cünhü

Bir lahza bi-inkıtâ kadem-i keşf-ü beyân

İstikbaline kefen biçilmez irfan ile memduh-u cihân

Sen arş-u âlâda Hû ile mahbub 

Nasıl dersin cirmim mütenâhi-i mahrub 

Reşk-âver envar-ı gıbta-i kân

"Levlake" sühanın mahrem-i cân

Omuzlarda kulluk hallac-ı mansur 

Ölümler korkular dört bir yandan şavk-ı tasavvur

Kan kusup kızılçık şerbeti içtim deyüb 

Ya Rabb "Vazife-i ubudiyete halel" münacat-ı Eyyüb

Senin künhünde hall eyledi bi-reyb-ü güman Ya Cail 

Tefekkür! Esma-i tecellisini icmal-i tafsil Ya Kamil 

Nasıl behaim olurum Ya Mühevvin 

Hamuş sana bende arşta melaikeden muazzezken Ya Müzeyyin 

(Hüsn-ü Hamuş)

6 Nisan 2019 Cumartesi

Hüsn-ü Hamuş

Aylardan temmuz
Bedbahta ma'ruz
Nesi varmış acaba?
Koymuş kapıya devlet baba
Bilemeyiz oğul haber verildi bu sabah
Kime esef edeyim hem-hali vah vah!
Bir derman yokmu verin...Nerede Hak?Hüda tiz ol!
Geçikirse her dem zalâm hakkaniyet beklemeyin zira yol
Hem uzun hemde meşakkat...
Ey Hüda cevr-ü cefa vechine fer
Ya Muktedir garib-ül gurabaya zafer
Sağımda evlad-ü-iyal solumda terk-i diyar-ı şecere
Gam keder iliklerde Eyyûb'a tenvir bi-çare
Hani çoktan gömülen yazgının hortlayarak
El-aman desem kimse semte uğramaz batacak

Ab-ı çeşmim kar-ı cânımda
Boğuluyordum müteveffayı bütün figanımda
Sormayın derdimi bitmez tükenmez ana râci
Düştü artık bize"La ilahe illa ente sübhaneke..."faci
İhtiyar etti zulmete seferi
Uçtu mânend-i kevkeb-i defteri
Çok mu idrak edemem dehşetli hâl-i mazlemde
Fakir Yusuf-veş verâ-yı âlemde
Vâkıa bendemi hüzün  bilakis levh-i mahfuzdaki kalem
Mahmurluğum üzerimde lakin kalû-belâdaki malem

Kah olur kör kuyulara çarpar resmim
Kah olur ölü ışıklarında düşer mezara cismim
Kah olur gezinirim her yanım tek-ü tenha
Kah olur eski mabetten tulu eder vaha
Vakt olur berf-u puş gibi eşcarda dolaşır
Peşin sıra kalb-i zârımda esrarda boşalır
Gecenin sath-ı semasında garib uryan
Bir parkta bankta güya uyuyan
Ehl-i iyâl bais'i binlerce taisi
Nezdime cânân dayanmaz ilâhi sensin hâris'i
Ağlamaktan sesi kesilmiş yavrular
Elem-i hasreti gama dûçar
Hâk ile yeksan olmuş evler akla ziyan
Kocasından ayrılmış bîçare kadın figan
Çil yavrusu gibi o körpeceklerin hali
Hane zâlam-ı zulmden örene dönmüş belli
Varı yoğu bir bohçada sokaklara aşina aileler
Gözler kör olmuş bilmezlermi gece şaki gündüz gailedeler
Yokladım cümle yâr-u ağyârı
Herkes üç maymunu oynar gerçi derd-i düşvârı
Bana nigah eser-i mihnet
Ya Rabb hani nerede bî-çareye rahmet suhulet
Ya Rabb yürekler "Cız"etmez mi bunlar mazlum?
İnmezmisin semavat-ı arzdan hâk-ı hasrete mahrum?
Dumura uğradım fenadayım vaveyl
Ne bad-ı saba ne sohbet-i canana meyl

Ahval içler acısı Eman!
Gel gör ki hem ahkam-ı bed hem baht-ı yaman
Bu nasıl yazgı veleh-resan-ukul
Ferman-ran kûn feyekûn neylesin sefil kul
Ya Habib ancak sana himmet
Ya Mücib meş'um'u def et bizahmet
Yeter omuzlarda hun-feşan kısmet
Semere-i ömrüm nihaline  ver artık selâmet
Sırr-ı ehadiyetine boynumuz kıldan ince Ya Rabb
Lâkin katle mahkum edersen ahval-i şeriat harab
Bu mücrimin vazifesini kıl ilham
Cüz-i irademle kendime idam
Hani birgün gufranınla çıkar gelirsen intizarımda
Dururum kemerbeste-i ubudiyetle ihtizarımda
Sen âdem'i  halk eyledin olur mu sana muhal
Bıcak kemiğe dayandı beşirini gözler derhal
Ben diyeyim yıllar
Sende aylar
Kimse uğramadı  ne semtimize ne hanemize
İzoleye icbar eyledi kendimize
Rezzak bilir ki buğün kemter kuluna
Ömrü bahşeder rızka esbab buluna
Ne çoğaltır buğünķünden
Ne mahrum eder dünkünden

Ey benim tâlî'i yaman Hamuş'um
Gel gör ki bi-rahm imiş rical-i zaman
Asuman olmuş gark-ı  zalâm
Rahmandan dilerim istirham
Meramım,gayem kimsesizi ihya
Ey Habib vardım eşiğine hamd-ü senâya
Sebebler lâl olmuş aklım ziyan
Akibet çatırdayarak vahamet ile beyan

Düşmem yeise ümid hep galib
Senden niyaz eylemek vacib
Na-çarım ilham eyle Allah'ım!
Duaya icabet eylemek sana şandır Sübhanım!

Hele şükür Ya Rabbi
Ben âdemsem sende sahibi
Yusuf gibi matlab sensin gönlümün tabibi
Sıhhat eylersin bilirim Habibi

Bize her vecihle senden feza
Sen gafur-ur- rahimsin muktezi şanına seza
Mutlak acizim hem kadirsin keza
Ey cânân şan mültezem değil yolundan firak ceza

Geçiyor günler aylar neye yarar
Ya Mûcib şu güzer-gaha kıl nazar
Kalû belâ'ki anda muntazar
Gün doğmuş  gün batmış hep garib garib
Ey Âdem aç gözünü şu mahlûk-i dil-firib
Nisyan mı bilakis her anıda her enhada sen karib

Bir haber geldi yâr-ı kadîmin yurdundan
Ağlarimiş hazin hazin
Ne temennası var aceb bu dünya zatından
İşte karşımda dil-hun olmuş bizim nazenin
El çektilmiş bekler kenâr-ı deryada
Aceb kime âşıktı kimden muğber
Vaziyeti pür-mana suret-i asliyesi sarihada Canhıraş-ber;
Dışardan bakınca ev mi ev demeye bin şahit
Dua ediyorum yıkılmasa bu garibanlara kim bakacak
Ev iki katlı
Birinci kat kârgir,ikinci kat kârgil
Bahçe duvarı kerpiç cümle kapısı ahşap sedef hatlı
Kim bilir kimler geldi kimler geçti ayakta durması müşkil
Beni görünce yüzünde tebessüm
Bir an durup düşündüm sebeb kimdir bu nikbete
Sarıldık gözlerde gonca-i ter ikimizde yutkunmaktan tecemcüm
Aceb kimler vesile oldu bu aşikâr musîbete

Buyur etti baktım evin kapısı zaten aralık
Bıraktım gamı kederi gerimizde artık
Kendimizi attık içeri
İleri dedi.Baş köşeyi ima etti durma geri
Bende mukadder kıyafet
Onda letafet
Sağıma soluma baktım üç-beş yaygı
Gözlerinden okunuyordu kaygı
Ne sebebden bilmem diğer odadan âh-u şivende
Duymamak mümkünmü bu sûz-u gündazı zahirde

Nerelerde kaldın dostum adeta terk-i hayata âmâde
Sende haklısın cemalin ben olunca sitem-gah -ı devr-i âlemde
Çarh-ı felek bilirim dünya müşkilatı pek çok
Hele sana soluk aldırmadım malumun keyfim yok
Nazlı duhterim hüsn-ü devletlim gelmiş  nasıl kahve ister
Ey dil-rübâm nasıl rahatmısın olma hazer
Sende belânın ziyası var mahcubum Estağfirullah
Ya Gani misafirin duasına icabet Barekallah

Odaya göz gezdirdim intizamsız,loş ve kasvetli
Nem ve rutubet havaya sirayet etmiş ki kuvvetli
Baktım soba yanında yatak-döşek
Kalktım sobaya bir pırıltı vereyim diyerek
Kalmamış yakacak meğer
"Komşusu aç iken tok yatan"Lafzına nerede değer
Buldum buluşturdum verdim ateşi
Ahir zaman dedikleri boğazlar kardeş kardeşi
Hava kırıldı idrak etmek istedim biran
Bende ayrı bir hicran ondamı sahib-i hicran
Eşhasa baktıkça tul-u  zulmet
Bakmaya ne hacet cuş-u huruş sahne-i uryan-ı sefâlet
Sahne o kadar dırahşan ki tahayyüle muhâl güya
Kimsesizlerin kimsesi asumanın yedi katında duya

Zor zahmet çekinerek soktum yatağa
Erimiş gitmiş bizim Mehmet benziyordu yüce bir dağa
Beti benzi solmuş
Lâkin dilinde ikrar"Elhamdülillah"goca-i gül olmuş
Kahveler geldi
Nazarıyla yüreğimi deldi
Mûcib varmıydı kursağında bir kaç lokma
Kahvemi beni içti ben mi kahveyi hiç sorma
Yüzü gözü çökmüş elmacık kemikleri ortada
Saç baş pejmürde-i feryada
Seslendim evin hanımına istedim tarhana
Getirdi biraz sonra koymuş genişçe sahana
Doğrultum yataktan verdim kaşık kaşık
Gözlerine fer verdi.Ya Halık
Arkasına bir yastık yasladım duvara
Eli uzandı tüttürmek istedi bir ciğara
Doldurdum fokurdamakta olan ıhlamurdan bir ona bir bana
Anlat bakalım derdini.Ne oldu sana

Bir gecede ayş-u maişete müsadere
Astılar boyna bir yafta saldılar kedere
Nerede tahkikat
Ya Adl! Nerede hakikat
Kime dert anlatayım kimden medet
Gün yüzüne çıkamaz oldum nerde hidayet
Birâder günden güne artmakta taaccüb
Kim getirir iaşemi şartlar tagallüb
Na-merde el açmak emr-i müşkildir ecelden
Leyl-i nehar  meram Hüdâya lem-yezelden
Olmak istemem dostun yüz karası
Hasmın maskarası
Çok şükür  yaş otuzbeş  Allah'a naz-ı niyaz
"Ve-en leyse lil-insânı illâ mâ se'a" Düsturu garaz
Bi-tab düştüm nafakamı getirecek eş-dost yok.Ahmet
Uyku nedir bilmez gündüz okul gece iş ahter-i siyâh-ı  vahamet
Çalışması ancak kendi okul masrafı
Gerci ondan bu yaşta ekmek istenmez bu işin ayrı tarafı
Bu sebebden münkesirim,müdbirim
Aceb kimdir söyle pirim
Söylesem nolacak söylemesem nolacak kardaş
Biraz basiret her yan ataş
Körpe kuzucuklar aç sefil
Bundan bi-haber insanlık müslümanlık dilde kalmış  gafil
Aha ortada geçiyor günler haftalar hatta seneler
Kimsesizlik tak etti canıma silinirmi ömürden bu çeteleler
Bu dem ki serd-i gamla nizarım
Bir yandan göz yaşı döker nigârım bir yanda ben fizarım

Mukadderat-ı hayatiyenin iktizası matemler  ibtidası
Kal-û belâda Rahman ve Rahimin Âdeme olan sevdası
Ki gülün bülbüle işvesi emelden
Ya Hayy Mah'ın matemini sorar zerresinden
Baht-ı karama değil ah-u zarım
Baharı hazan oldu aile-i efradımın bundan inkisarım
Seni çok yordum iyi gelir istirahat
Affına sığınıyorum bende kabahat

Soktum döşeğe örttüm üstünü yok mecali
İnkisarım ara sıra gel yokla bizi recali
Uyuya dursun benim kadim-i  dil-rüba
Kadimin dil-dadesi olmuşuz.Ya Gani kad eyleme tuba
Harladım sobayı
Bende üzerime aldım abayı
Dalmışım hab-ı  gaflete
Uyandım bırakamam muhibbiyi bu sefalete
Cepte ne var ne yok koydum yastık altına
İçimden bir sahya koptu can-hiraş bahtına
Sen kimsesizlerin kimsesisin ey hüsn-ü ilâhi
Arz-ı niyazım  gafur-u zünubsun makus eyle ahter-i siyahî
(Muammer Fındık)

2 Ağustos 2018 Perşembe

Hüsn-ü Hamuş

Ahmet!işte bizim kaderimizin ruh-i tarifi
Her katre-i lafzında belâ-i nihâl-i zarifi

Bir garib bülbül gibi aşiyanında
Sam vurmuş güya açmamış zamanında
Çarh-ı sahifesinde zemherir-i agu-u efşan
Ne bahar kaldı ne akibet yekten gaib perperişan
Biçare gezdikçe ruy-i zeminde
Asâr boyna kemend takmış keminde
Avareyi duyarım nefasın usul usul
Gördüm ki ciger-sûz eder dem-i husul
Leyl-i târık pûşide neharı âhir üzre
Âlem-i menamda hafakan zahir üzre
Vücud da  takat,çeşm de kalmadı fer
Nasıl ama?.Onu bilsen fakr açmışsa acz-alud derler

Âdeme adem mehr-i tenevvür
Belâya bela vecd-i tekerrür
Sebat,fecrden sıyrılıp ye'si bıraktım
Tevsen-i dil aşk-ı münkadd ki Hakkı bulacaktım
Zikr-i fikrim ona raci
Dünya har-ı mihnet masivası faci
Kimini müslim kimini küffar eyledin
Ey Tevfik-i ilâhi dest-i kudretinle seveydin
Kimi ibret kimi hikmet
Hikmetine sual olmaz güller hârda ziynet

İman dile tabibsin hastalık nümayan
Mah gibi rahımız olurdu ıyan
Gaye-i hayale sımsıkı sarılmışsa eşhas
O cehd o gayret en kâvi-i âmâl-ehass
Elbet zuhur eder dil-i tulu
Filvaki eder tarih tekerrür-ü hulu
İnayet,taharriye onu arz-ı hasret
Azmde emelde elzem hilafı akl-kıllet
Çun emel azm-ü keşşafa vasıl
Sen Bismillah de çık yola bak tevfik hâsıl
Gâh bâ gâh me'yus fikirlerden dil-aşub
Beşer işte o an azm-nüşub

Ye'se düşmeye gör bir kere
Bazen sath-ı semada suret-yab
Belki de aks-i enindir mehtab
Veyahut kalb-i zarımda esrarlı yare
Ebediyyen mahkum olunur mu?.Ye'se guş eyle pedere
Zulmet üzerine yağsa düşürürmü ıyali kedere
Pedere esir-i mihnet yok
Kimseden çare yok.Dünyada suhûlet yok
Şu güzer-gâh-ı ömr-ü fânide
Mahv olup gitti.Ey Sani! mevsim-i civanide
Hak-i hasrete mahrum.Göster adlini Hamuşa ne olurdu.
Vâveyl! adâlet-i mahzada,nazar-ı merhametin umulurdu.

(Muammer FINDIK)







16 Temmuz 2018 Pazartesi

Hüsn-ü Hamuş


Gift to my decaased mother who is the

most valuable of my life


Hayatımın remzi olan merhum anama ithaf
olunur

Namında ki benden değil Kur'an dan
Rahmetin zıllısı sorandan
(M.F)
Tahayyülümde pa-hasti lahût-i kuts-i
mekândır
Evvelin-ü ahirin ruhuma nebiden guş-u

zebândır


Afak zulme gark tökezlerken emel
Ruhuna mürşit olan kelâm-ı kadim
beyândır



Asumanda safve olarak gittin.Ey rahmetin
zıllısı

Dalaletinde şimdi ufuk reşk-âver-i
nuru-menişândır



Cay-i efkârımda hatıraların cuş-u huruş
Zaman,mekanda yad eyledikçe cemalin
gülistân-ı cinândır



Âleme inkişaf eyleyen dil-i
nükteverândır

Bendeyim gülşen-i fikrine mir'at-ı
ma'mure-i cândır



Tul-u lem'a-zâ sedd-i hikmetin
Zalâm kuşatır metâda ki esmândır


Seher çehrenden bir şiar-ı feyz-dar
Fecirde mevcâ-mevc sıbga-i sarihandır

Kadr-i kıymetini tasavvur eder nazarımda

Sema olunca zuhuruyla bir nümayandır


Dağlar timsal-i sahib-vakar-ı sebatındır
Sahra bi-vakarda hasmı olan hulkandıre


Sehaib ahd-i leâli-efşan-ı ihsandır
Âfitab tefekkürr-ü her dem-lemandır


İnkişafında levha-i levn-i şadandır
Zevâl,merhale-i keder-i suhtandır


Hevâda ihtizazlanır celm-i hemadânın
Rih ruhuma cuş-u huruş eden jiyandır


Hadranda tecelli eyler bahar çehren
Bad-ı saba tebşir-i intizar-ı vasılandır


Kışın emaresi haşr-ı ekber
Yazın semere-i hatrı bekandır


Cevher nazar-ı celbimin kuddamında Mah
Zatının tefsir edib i'câz-ı keşşafı
hıredenyandır



Hayellerimi süsleyen Ey yâr şimdi pirin
Hulul olunca şeb-i ruhumda gayeler
sahirin



Gör ruşen-i tab'-ı ruz-u müstakbel
Bugün bulutlar altında hükm-ü müseccel


Gurub hürşid-i sabah-ı şeb-i hazindir
Nazarında revnak-ı bahar artık mazindir

Ta'biri hezil-i heybeti aşikar

Hayat libası yeşil tecellisi eşcar

Zemin hadramat her demde bostan

Yeşil kisvesi altında kubr-u gilistan


Guş-i huşa bir savt berzahtan
Na't eder gül dalında bülbül aşkına
tekemülattan



Demadem eyleyerek aynımda şeb-i envar
Zehra-zarda sanki fizar-ezhar


Senin kaleminden kelamı-ı maksudun iken
Fikrin pür-envar alemde nevmid-şiken


Rengi yakut kalme man-i rengini desem
Nazar-ı mihri esere fehm-i hendesem


Cay şimdi mahrem-i seyyare
Uyanır mı bilemem işveli zehre


Ey vacib-ül vucud feleği şemsi ile
teceddüd işrâbı

Ruy-i zemin zulmet-dar tenzil-i rütbe
icâbı



Tecelligâhında tutuk-u basiret günahkâr
kalınır

Celalinin önünde ism-i ceamlin alınır


Âlem âlem teşrif edersin Ya Mabud
Öyle ki yad-ı hazinen gönüllere sukud


Ya Hayy sende sermediyet
Belanın rücüsundan mı yoksa bu cürm
Rububiyet



Huzuru nerede ararsın dil-i divane
Bâtın-ı kalb inkisar lâkin aslı aşk-u
peymane



Gayrı ebediyyen cehren mahrem bana
Gayrı ıraksın Ey yâr-ı ra'na


Hayata gayeye tutunmayı sen lütfetmiş
iken cana

Söyle idrak edebilirmiyim feryâd-u
figanım sana



Âlem içinde âlem yad ederim destanını
Dizin dizimde içermiyim lafzı güher
mestanını



Dil-i maişetten yüz çevirip buluruz
Sinenin baş köşesine bağdaş çöküp
kuruluruz



Âlem-i suflinin varına-yoğuna asla
olmayız racî

Bunca zaman olmadıysak bundan böyle
olmayız mürtecî



Derd-i gurbette vaveyladan verir dehşet
İskat ederim anın kadrini ey dost
i'tizal ile gayret



Daim ederiz her zamanki düzeni
Duyarlar muhitinde her zaman besteni


İsm-i mahfuzun ardınka ki sırr-ı
füyuzat-ı rahim

Peyder pey açıp her şeyi kuşatan alim


İsm-i mahfuzun ardınka ki sırr-ı
füyuzat-ı rahim

Risalet-i penahın önüne bürhan açan Ya
Hakim



Ondan verasetle biyan olur âlem-i berzah
Değişir bedenin kimyası fersah fersah


Rahmetin tecellisi olan merhametini
Fazl-ı iştiyak ile tekrar görmek isteyim
derken sermetini



Hasıl oldu ümitleri hepten bedbaht
Suâl-i hatr eden olmayacak meğerse artık
recül-kaht



Sen sıla ben gürbet müebbeden
Perde perde hatıralarımda yalnızlıkla
her lafzım şiven



Âh-u zarım neticede zuhur eden meal
Erken kaybettim güneş gibi sıcaklığını
ederim sual



Neden gurub ederiverdin revnak-ı
meh-veşim

Âfitab-ı cemalin gaibde bi-idrak-ı
teh-geşim



Bugünlerde yokluğunun hâtır-ı
mukadderimin

Gaybından beri semada revnak-ı meh-veş
doğmadı.Sevimin!



Her ne kadar milletin ikbaline takat-ı
heycan

Bilakis evlad-ü iyal ile vücûd-u
kerimime heran



Senden evvel olmuşlardı pâ-mâl
Senin emarenin ardında bad oldu âmal


Levh-i mahfuzda Hâlık göstermiş özünü
Bir anda solup gitti haki örtü yüzünü


Dimağda kabullenemezdi uzleti
Çarpan Rahmet-i vasiası ki .Der:Felah-ı
ümmeti



Hayel edemezdim nicedir şekl-i hey'etim
acab

Çerağım berk-i ahmedim seylab


Puş-u turaba müddessir.Ey envâr-ı haya
Lakin o münir kadr-ü kıymeti
na-yabdır.Zail-i zaya



Saf saf makber üzerinde ağladıkça rahmet
Başında fizar eyledikçe bad-ı saba-yı
kudret



Samavattan arza iner nuraniler
Makdis-i kabrine hemdem iclal eylerler


Rebil-ül evvelde çiçekler lisan-ı
haliyle takdis

Elvan elvan ıtr enf-ü ruha bais


Asâr-ı yad ki ala-i makdis
Tecessüm-i hayalin aşina-yı taris


Musibete uğrayan yalnız ehlin mi? Şeten
Ardınca binlerce öksüz oçağı gözünde
tüten



Faraza dest-i gaybı mavaffakiyetine
esbab

Deme gark olmuş simaya hemdert olmak
dest-ü ahbab



Cud-i kereminde feyz-i kemal
Murad tanzim-i cihana ayn-ı beytü'l-mal


Sebah-ı rahmetti yağdı gitti
Tebeddülât-ı cesimeydi çağladı gitti


Ey Yâd-ı tezkâratımda devr-i dil-âra
Sensiz geçen devr-i azamda dil-kâra
Ey ruhumda nihal-i zarif
Merhamet-i ezilene rahmeti tarif
Muhabbetine nâ-idrak harif
Uhreviyat bağrını açtı gel dedi.Maarif


Nazar etmez dâr-ı mihnete
Cevher şek-ü iştiyak eder uhuviyyete
Derecatı envar-ı arşı- ehadiyete
Tecellisinden ihatayla celalete
Şad ki mah-ı vecihle döktüğü dem
Vuslattan ma-i verd kokar didem


Atiyye ki yola meh-i yegane
Mennan ile aştın sıratı bu esrâr-ı
nihane

Agah beladan karir-ayn-ı zamâne
Mabudum deyüp şevk-ü selim-i makâne
Cenah-ı pevvazı bulurmu nihayet
Ey pertev-i gülçin-i rububiyette


Her beyanın mesal-i furkan
Her lafzın Mah-iman
Her mekanda yâran
Her mekanda aşikâr olan erkan
Bir mekanda hapsedemem ki seni
Her mekânda ihdas-ı nuran


Ey yâr sen ki Mevlâ kapında bende
Gittiğinde alem yabancı fikriyat sende
Yâd eylerim kulaklarımda çınlar pende
Edna denilen bu matem yeri fende
Bitmez hale meydan-ı ibtilâ
Feleha eremedim her yanım istila


Ey yâran-ı kuds-i hemderdim
Sukut oldu.Rabbim bilir.Derbederim
Sabrım lerze-i hezayanda kederdeyim
Fütursuzluk emaresinde rûh-u enindeyim
Gittin gönlümün muhrik-ane güftesi
Yaktın beni hasretinle lal-ı zarım biter
mi bestesi

(Muammer FINDIK)