24 Temmuz 2017 Pazartesi

Hüsn-ü Hamuş

Zaman-mekan mefhum sıkıntı had safhada.Yeter!..
Günler hep aynı mihnet hep aynı terane
"İki günü eşit olan zarardadır".Lakin hal beter
Değil miyim Ya Rabb senin kulun?.Sine virane
Şekl-ü manzara hayat;geçim kavgası
Âlem ise kıtalın muhatarası
Bazen durup düşünürsün neyin sevdası
Bir yanda âhiret bir yanda dünya ikisinin tantanası
Huzur mu? Güldürme!..Her nefes zemheri
Bir an tebessüm etsen ardından kışın kemale ermesi
Kimse merhem olmaz müşkiline bu ise en beteri
Cana kasd-ı tasallut laflarıyla yermesi


Mefkud değilsin garibdin karib oldun,davran
O kırık dökük iç dünyama doğru seyran
İçeri girince ruhum sarıldı boynuma son bulsun buhran
Göz yaşlarım rahmet bulutu gibi ana hayran
İzafet!."Rabbi yesssir velâ tüassir"
Tecessüm!.Yedi kattan duyulur yanar ciğer
Yanmak muzafat!.Gergef gibi her hücreye tesir
Belâ!.Ölüm döşeğinde ölüp ölüp dirilmekmiş meğer
Elhamdü-lillah bir nebze farklıdır idrak dünden
Eyüp misali sabr-ı cemil bugünden


Herkes kendi penceresinden fikr-i âmiyane
Semtlerine uğramaz ne empati nede sempati
Oysa ki yalanmış meşreb-i biraderane
Yüzler düzgün sözler düzmece ayan-ı kati
Düşte gör oğlum,"hayat tecrübesi" bütün teselli
Anın cefası mı aceb?.Bilakis kalû belâdan tecelli


Bilselerdi can yakmayı gönül üzmeyi
Kesilirlerdi yemekten içmekten lakin
Ülfet sarmış her mertebeyi
Ki külfet olmuş kudsiyet yakîn
Vahamet içinde kalıp hayrete dûçarım
Ön ayak olmasan imdada naçarım


Ufuk karanlık görünmüyor neredeler
Söz kâr etmez nezd-i itibarına
Dilde dua-i nasuh eller semada kederdeler
Sen kimsesizlerin kimsesisin,bel bağlanmış ahbarına
Üç maymunu oynar öteki beriki
Vicdanlar hâmûne belki
Âdem niysana tabi çun hilkî


Bana değmeyen yılan bin yaşasın
Bu kaçıncı felaket Ya Hannân
Sende mi diyeceksin örs-çekiç arasında garibasın
Kulun zavallı bi-çare senden Ya Mennân
Hele bir kere gör hali agyar sözden anlar mı?
Ne hale koydu felek senden gayrı gidecek kapı var mı?


Günler geçtikçe imtihan ağırlaşıyor
Ey nazar-ı yâr girmeni beklerken gönlüme
Ne zalim kader imiş benimle uğraşıyor
Baharı yaşarken kış gelmiş don vurmuş gülüme
Ya Alîm,muteber talihe mi oldu mülhak
Ya Hâkîm,"Kahrında hoş lütfunda hoş" mutlak


Gece mi gündüz mü bilmem iştihâ-i sahur
Gözler kan çanak kol kanat kımıldamıyor
Kalb kan yerine vücuda zerk edince bi-huzur
Natık ebkem olmuş,akıl hissiyatı anlamıyor
İştahsızlığın vakti,saati cezmolunur mu?
Yeme içme devası azmolunur mu?


Turab rengine girmiş beden
Giran-ı mevt gam mı, matem mi,yoksa şeb-i arus mu?
"Çıkmamış candan ümid kesilmez".Mest-i na'ye neden?
Bu dâr-ul belvâ mı yoksa mahv-ı muzmahil-i dürus mu?
Kimi vira bismillah der kalkar ayağa
Kimiside dünyasından vazgeçer düşer yatağa


Nedir bu senin yaptığın tefkir-i maraz
"Kışın ardından gelir bahar".Vehmi eyleme mevla
Mukadderat âkibete edince hulul olma garaz
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!".Yakışır mı tevla
Nisyana dur demenin artık zaman-ı karar
Felakete sabr-ı sükût gafur-u zünubdür.Sahib-i dâr


İnsan avare mi,yoksa oyun yeri mi?.Tasmim
Efkarına,hevesine ictihad hem bid'at hem hıyanet
Öyle ise;Dünya ahirete vesile, nazenin ile taksim
Behte ram olmuş âdemden kemal-i vüsakla din-i diyanet
Bir sahya koptu ki, Allah'ım sen olmasan halim nice olur
Kul sıkıntıya,kedere düştü mü,sebat edince Hüda'yı bulur.
(Muammer FINDIK)
(

11 Temmuz 2017 Salı

Hüsn-ü Hamuş

Ey ter-ü taze din-i mübini irfan
Ey mabud-u mutlak senden ihsan
Vicdana sükût-u hakk edince hulûl
Safvet-i ruh garb gibi usul usul
İftirak oldukça mahrem-i gönülden ihvan
Zir-ü zeber olur bütün iz'an
Arş-u Yezdana çıkar hayal-i efganım
Nakş-ı muradıma pâ-bend olur medanım
Eyler tasvvurum kevniyat-ı ibda
Kevn-û mekâna zıllin ihda
Ey envar-ı zü-l celal-i Yezdan
Fuad aceb olur mu aşiyan
Bilmem sırr-ı hikmetin başka hanelere mi şayan
Çekme perde çehre-i âlemine sinem nalan
Ey samed-i deryâ-yı-umman
Kalbime olaydın ab-ı hayatı cuşan
Mücedded-i sazı olur iklim-i ikbal etraf
Ki ruhama senden feyz-ü eltaf
Yadımda vird-ü zebanı ahd-ü misâk
Aks-i sekarat-ı kaimden peyda-i revnak
Amil oldukça sadra vecd o insicam
Dâr-ı fenâ mülahazama olur gam
Müberrası kuddam-i zulmet-i aludun
Ey sema-zemin ömrün na-huludun
Vechi münevver-i berk-âsâ
İşte feyzinden ömr-ü hazin bu kadar gasa
Alem-i emirden nağme ki seyyale-i latife-i cevher
Kıyam-ı binefsihînin beyanında nakş-ı gevher
Hem ah-u fizar hem suziş-i nihan- şuur
Bize bildirdiğin kadar bildik.İdrak budur
Alim-i gayb-ı şehâde
Kuluk rıza-dâde-i hall-ü gerde
Kemal-i rahmetine hayranım
Habib-ül kalbe seyranım
Ey ebed-müdded makamının maliki
Envarın na-tulu ezeli münevver-i meliki
Beşiriyet âleme haiz olsa
Zalâm-ı zulm kesir-ül muazzam ile dolsa
El-an hâlet-i müsavvirdir.O ruh-u revan
Arş-u ferş içinde her mahlukattan nev'an
Her künc-i kâinatta beyanat-ı tesirin
Kevn-i mekanın her levhasında esma-i nurun nasirin
Çeşm-i dili lütf-u hidayet ki sermediyyet
Çerağ-ı gühersin halidin vahdaniyyet
Avdet kılar O "Ve ilâ allâhi el masîru..."
Seyyare tenevvür-ü basiru
Her lahza mihr-i pür-envâr-ı âdem
Seyyalede zuhur-u cuş-ı herdem
Salât-ı hamse kılar letafet dil-efruz
Yâver-i ekreme miracta mefruz
"Lebbeyk" der secdegâh-ı buse ile alınlar
Havf ve reca ki hevâ-yı didarı solanlar
Ebr-i ihsan kesilir leyla
Şeb-i aşk-ı hakikiden muk-gala
Pür-âteş-ü hevl-i dil taze emel
Fedakârca muztarib-i teşdide güzel
Nema çun o hayalât-ı âliyyeyi
Taleb ederim leyâl-ı tân-ı gaileyi
Şeb başka iklime hicret
Muhacir-ensar gibi infaldir elbet
Daima eder güzergâh-ı küşayiş
Nûr-u subh-asâya güzâriş
Ziyalar sününce birer birer
Sıdk-u selâmete murafık eder
Duygular mahsur-u ıztırar
Belki garib-ül tenhada belki sahilde sükûnet arar
Asumanı necm-ü hilâl eder tezyin
Ardım sıra şeb-i târ-i tal'at tahsin
Ruhumda yad'ın mı yoksa sıdk-u cenan mı
Belkide ayn-el yakîn belkide tıyniyetime genc-i nihan mı
Lütf-ü cemalinden tard
Eyledi cibilliyete havf ve reca sard
Esma-i zıllinden ruhu halk
Ki nida-i dilde bezm-ü aşkın melk
Hüsn-ü mevkini tasvir hür'dür
Hata tasavvuru şevk-i sevdaya sü'r'dür
Ya Hamid abdına şükr-ü eda-ı nasib
Ya Mecid lütf-ü ihsanın ala sensin hasib
Ya Rahim abdına gaffar-üz-zünub
Ya Halim sabrın bâlâ afva sensin vücub
Ya Mühevvin abdına "Lâ yukellifullâhu..."
Ya Müzeyyin zü-l cemal-i sena sensin Sübhanallah'u
Ya Muazzim abdına bürhan-ı aleminle ihata
Ya Rabbim ilel-ebed münevirsin bende hata
Ey âdem Hüda'ya âsi olmasaydın
Ey neşv-ü nefse uyup nasi olmasaydın
İnd-i ilahiden tenzil-ü rütbe almasaydım
İmtihan çok zor imiş huzurundan kovulmasaydım
Eyvallah bahtiyar-ı bülend-i yârım
Kaderimse visaline kârım
Furkanda lafz-ı celil'in duaya kıymet
Öyle ise ebkem-i lâl eyleme ver ehemmiyet
Meşâkk-i hayat olsa bertaraf
Yad olur aşkın ruha saf saf
Şayet ki mekan zaman âsib
Ah-u fizârına huzuru münasib
Hangi lisan arzuhali tarif
Senden gayrısı zail sensin sarih-harif
İstikbale ermez kudret-i irfanım
Bir tek bildiğim var kulluğuna giriftarım
Çarh-ı devran iki kapılı han
Kaza ve kader kulluk takdir-i şayan
(Muammer FINDIK)

9 Nisan 2017 Pazar

Hüsn-ü Hamuş

Asuman yekun gam âlem afakî âlemdir
Beyt-ül-makdis şikest kederden.Der ayine-i esrâr-ı kalemdir
Elemde dem çehre-i masum-u âdem
Havf aşikar-ı surette figân ile ruz-u muharremdir
Her saatte sanki ebr-i seyelan-ı dem
Her sine-i suzanda ruh çeşm-i matemdir
Âlâm-ı aşiyan sende ecsad ben diyeyim terane-i kem
Kesb-i liyakatta kayd-ı hestine müsellemdir
Sükûnetperver ne gezer sal-ı halin gavga-yı alem
Dil-gir olan gönüle ümidbahş gafur-u merhemdir
Tâli’-i menhusu feryad-ı melüldür demem
Dünya mülk-i adem insan agaz-ı nev-i ruz-u acemdir
Dâver-i gerdün himem de bulunur mu genc-i direm
İşte çehre-i gabriya fem-be-fem ceremdir
Her cephede âsar-ı sitem seyret o dem
Her haşemde nihan-ı şi’r-i mücessemdir
Siyahpuş oluyor hamuş-u düşiyle mülhem
Sanki bütün esbab-ı mucibe yekzeban-ebkemdir
Ziya-yı hakikat hem sakitane ediyor mübhem
Ey Hüda senden ehl-i aşka bu çarh-ı dem-a demdir
Elemde zevil-i hayat-ı zeval ki silsilesinde matem
Zevi-l-ervaha kadr-i girandır.Elhak halk-ı alemdir
Keder her lahza nefse envar-ı hikem
Mazi bezm-i elest elhamdülillah abd nur-u kıdemdir

Hane-i saâdette  oturur iken
Kulağa çalındı salât oldu saâdet-şiken
Dedim ki hatuna çıksan baksan sağa sola
Âlemi seyreylesen aceb kim gitmiş hak yola
Birazdan geldi hubur
Ölüm ne çare İnşallah habib gösterir sabur
Bu muztarib-i tenezzüh hasıl olunca
Iztırabtan kalb-i harab yüzde tebessüm solunca
Huzur nuş-i zehirdir artık
Taayyüşü mihnet bilip kalktık
Şadırvandan abdest alıp girdik camiye
Namaz hitamı imam başladı ta’mimiye
Zira bekler mi ölü olundu farz-ı kifaye
Hayale hatıra gelmez tereke kalır namiye
Çünkü evlad-ü ıyal ona vamiye

Gelinde kayd-ı kederi görün
Muttasıl esir-i cefâ gûnâgûn
Kucaktaki amandan kam bilmez
Yetmişlik zamandan ahkam silmez
Asırlardır havadis-i devran
Efrad-ı belde hepsi asal-ı demi seyran


İşte taziye evi
Ev mi? Âlem-i gussadan nev’î
Sokaklar dar evler har
Ağıtlar vazeder kubbe-i semaya nazar
Adımlarken kesme arnavut taşları
Dil-şikaf seyrederken gözü yaşlıları
Haneler yarı kârgir yarı ahşab
Adım başı konu-komşu dil-harab
Evler gâh cumbalı gâh saye-ban
Önlerinde çoluk-çocuk gariban
İçlerinde kalb-i safına tesir kaim
Dışlarında yılların harabiyet-i kesiri daim
Nöbetleşe bekliyorlar mesuliyet, vebal ağır
Arşınlarken Ya Fâric duymazmısın kahır
Geçtik sırayla evlerin önünden her birinin
İşte fıtrat mevt-i mevcud-u vacid-i mucid Hayya girin

Cümle kapısı önünde akraba-i taallukat
Gelenlerle hasb-i hal mütedeyyince hakikat
Saâdet-i penagâh bahçeli iki katlı
Kim bilir derununda ne serireler saklı
Gelenlere yer göstermek usulden
Ev bayanlara bahçe baylara nizam-ı fusulden
Çocuklar için her yer oyun ne bilsin
Ocak için ebr-i rahmet bilinsin
Gelenler fasl-ı harif edince hulul
Ki keder-nümayan olur duhul
Kanatlı ağzına kadar açık eksik olmuyor birisi
Hane ber-duş olup azimet çun hemşerisi
En güzel vecibeyi ikame
İhtiyar-ı zahmet edib tutar ârâm-ı idame
İkametgâha girince karşılar avlu seni
Çarh-ı deveran geçirmiştir buruda demini
Bark kargil altı kiler üstü mazhar-ı nimet
Deni olsada beniye semahat-ı kudret
Sıvası toprak ama kireçli
Bundan böyle evlad-ü ıyale kol kanat dirençli
Çıkarır üst kata seni merdiven
Tahta pervaz önünde sardunya,hanımeli,kasımpatı fesleğen
Avlu mahşeri alan
Kıyas edip bahçeyi sanki cennetten arta kalan
Sıra sıra selviler yediveren güller
Şimdi öksüz zeban-âver bülbüller
Bahçede envâ çeşit meyve ağaçları
Yek-diğerine ikram eder amaçları
Yemyeşil zemine dökülmüş elma,armut,erik
Kimi yaygıda kimi taburede kimi de sandalyede oturur ferik

Oradan yanıma geldi Ömer
Yürümeye takadı yok kan çanak gözler
Üst baş dağınık pejmürde
Hali içler acısı insan kaç kez tadar bu hali ömürde
Koluna girmiş diğer biraderi Mustafa
Onunda ondan geri kalır tarafı yok na-safa
İnsanın boğazına düğümleniyor laf-ı ker
Başınız sağolun Rahmetullâhi-aleyh-i ber
İnşallah.Dostlar sağ olsun eksik olmayın
Gösterdiler bana yer buyurun ayakta kalmayın
Selam verip oturdum taburelerden birine
Bir anda daldım gittim derine
Âlem-i zulmat dünya hayatının örneği
Kimi kulaklarını tıkar kimi gözlerini kapar tahkik eder mi yüreği

Sağıma soluma baktım iliklerime kadar hissettim o manzarayı
Dünya meşakkatini unutturur mevt-i muhatarayı
Bahçe dile gelse de efkâr eder mi dostla hatırayı
Hâlet-i ruhiye de temaşâ-yı hoşterin şatırayı
Öbek öbek diz çökmüş safta her yaştan kişi
Görülmez, kaydedilmez cihanın keşmekeşi
Komşu Hasan Ağa selam derken getirdi kendime
Hasb-i hal ederken ortak oldu derdime
Bizler olmasakta kurb-u derecesi
Derece-i şuhud insanlığın mertebesi
Doğru dersin bilmez beşer serseri
İdrak etse kalb “Amentü”eseri
Kurb-u Hüda menba-i cuşan  göz yaşlarına tesiri
Seyyaleden,seyyareye damga-i vahdetin kesiri
Birden ayağı kalktı cemaat
Teşrif eden imam’a  hidemat
İmam Efendi başladı “Yasin’i” tilavete
Merhuma duâ-yı hayr inşallah selamete
Sadece imam mı gelip geçen herkes
Aşk-ı aşr’ı ruha ikram lebalep-ke’s


Kainat-ı mihmet,kainat-ı ibtilâ içinde
Meşâkk-ı hayat geçiminde
Eş dost mahalleli
Anlarlar en acı hali
Bizim burada adettendir
Üç gün üç gece taziye evine iaşe hizmettendir
Derhal tahammül-ü payına
Ehl-i ıyal anı gayret-i sayına
Donatırlar sofraları lebriz
Razık-ı hakikiyi sena ederek yerler simat-ı leziz
Derken kuruldu sofralar
Çocuklar şen şakraklar
Elde kaşık gözde yaş yad edince ol pirin
Bir nebze gamın kesipde tesirin
Kemâl-i itâatle imtisal edince ömür güzariş
Mevla’nın cilvesi düstur lisan-ı halde nümayiş
Birkaç kaşıkla biraz doydular… Derken
Durdu zaman yanık sadâsiyle türkü birden
Herkes pür-dikkat
Başlar öne düştü gözler nemlendi rikkat

“Gayrı dayanamam ben bu hasrete
Ya beni de götür ya sende gitme
Ataşın aşkına canım yakma çıramı
Ya beni de götür ya sende gitme…”

Fakat bu levh-i mahv kim ola
Öğrendik ki zevce-i sadıka .Ya Rabb halı n’ola
Kurb-i mesafede nüvah-ı cûşân
Hane lerzeye gelerek avam reyyan
Yetimler ağlayıp duruyor
Gelip geçen ”Ağlaması niçin?” diye soramıyor
Kulun belâsına “Bu acı niye?” sensin Muakkib
Gafur “Sen değil mi?” sensin Mukallib
Elbette bunda sırr-u hikmet var
Gafur-ur Rahimsin hıdareye sekine indir.Âşk-ı yâr
Lâkin kulunu sevindirmek sana yaraşır
Ki âşk-ı bâden dillere dolaşır
İşte kayd-ı maziye düşelim şerh
İnsanlık akrep ile yelkovan arasında dehr.O da berh

(Muammer FINDIK)

2 Mart 2017 Perşembe

Hüsn-ü Hamuş

İdrak edilir mi a'ceb âlem-i berzah
Baz-gerd-i agah olmadıkça olunur mu kurb-u ilâh
Hangi kalb hangi sima turab olmadı söyle Rızaen-lillâh
Hayatın seyl-i cuşacuşu kâr-zârgâh olur duzah
Aguşun hesaba arz-ı gah-ı iftitah
Neys-i vadi-i hâmuşan kevn-i aşkın mimarı
Sende âla-i kevniyatın ayine-i esrarın divarı
İstigase eder gavs-ı figan necdetin.Haybet-i çarh-ı devvarı
Kiminde nur-u ayn kiminde bedbat hasılı cibillet-i asarı
Ervah-ı tayyibeden seylab-ı demden tab-ı envarı
Sen ki sehab-ı rahmet yad eylese millet olur neşv-ü nema
Cemiyyete hem ibretamiz hem hikmet-eda
Baht-ı aver-i mikatsın mürur-u beşeriyete neva
Medârda terakkiyât-ı medeniyete teşvike intiha
Saâdet-i hayat-ı dünyeviye hevasat artık.Keza maksud-u hakiki Hüda
Levh-i mahfuzunda oldu ruh-u zibasına Elhamdulillah
Rahmetin bir saye medd-i bismillah a'lasına Sübhanallah
Âli-i himmetin olmasa isnad-ı hata deryası Mazallah
Esma-i zıllisinde tefekkür asudeki himmet-i valasına Sıbgatullah
Şeb-i hicran olsada visal-ı kübrâsına Kulhuvallah
Mahiyetin balçık değil esma-i mihr-i cemal
Pa-hast mı? Hâşa re'se tac-ı misal
Hey'et-i ictimaiyye her zerrede safi mâl-a mâl
Feyz-i safa mı cefa ender cefa mı aguş- şahid-i âmâl
Sadr-ı italeden ruh olur vücud-u kemal
Ey makber ma'k-ı bâtnın kudsiyi teshire işarettir
Hâk-i ma'daletinden bedene tefessüh söyler ne haletindir
Üzerindeki hadravat cennet-asa kerametindir
Boy boy selviler sidret-ül müntehaya ah-endaz-ı gayretindir
Mahrumiyetler asumandan tenezzül-ü din-i devletindir
Ey harim-i hassı varis-i esrar zıll-ı zılli evliya-ı ihya
Sende reca senden inkişaftır.Kuvve-i musavvere-i icra
Elbet seng-i kabr vefk-i dil-hâh üzre lahut-i mana
Sermediyetin hurfun kasidesinden ruh ab-ı tesnimi meşra
Ey dest-i gaybî layıkındır cümleye saye-i tubâ
Metalib-i istikbale meyl olursa hayat olur zayat
Haybet olma hafiyat-ı emvatta cilve-i tevfik ki seyr-i şuunat
Hayatın keşmekeşinde insaniyet olur mu mes'udane
Meşâkk-i hayat bâr-ı girân bilcümle bakiyane
Diyar-ı hüsünde ne denaset-i ahlâk ne hırs-ı zillet
Huzur-u pakinde nede vaveyla-i ayş ile sebeb-i haybet
Kevn-i mekân-ı itmi'nânı feyz-i sükut
Ömr-ü hazinimin eleminde şuhut
Hatta bir dem tard-ı fikrimden
Taabbüden gayrısı olmaz zikrimden
Bu taabbüd-ü mahlukiyet desatir-ı teselsül
Bir dem mes'ud olmaz ki ruh-u tahavvül
İlle-i gaye çun düstur ister
Düstur değil ilzamiyat; Dil-i mensur ister
Aylarda yıllarda bir telaş
İnsan dest-i tabiatta esir neyle kimle uğraş
Din nasihattır.Kararmış isyan tozlarıyla kirlenmişken
Kalb aynasında hidayetide bulamamışken
Dimağda bu tasavvur.Sensin Gafur-ur rahim
Bir sabah içimde kor ataş felah mı? İşte sıla-i rahim
Bu sevda ile düştüm yollara vira Bismillah
Mahalleyi aşıp bir kaç adım.Fe-Sübhanallah
Afaktaki perdeye eski cihanın tulusu
Müşahedede belirdi eb'âd-ı nâmahdud kabristanın hususu
Sen de kevneynin ben diyeyim bahr-i sermediyet
Ki her mezar taşı rahmet deryasında yad-ı vahdet
Cümle kapısı kırık,dökük, paslı
Duvarları kerpiç,yılların vebalinden erimiş yaslı
Yokluk mu varlık mı Hakkın tecelli yeri
Adem-i muzlim değil Hüdadan olma keri
Velhasılı daldım içeri durmadım geri
Oturdum ayak ucuna adettendir meri
Sükûta bürünmüş dört bir yan
Nebatât,âğaçlar zemin huzur-u sükun-han
Revak-ı uhreviyede ihya için med
Öyle bir sessizlik ki Bas'tan yed
Gözlerim nemlendi kalktı perde
Zıll-i celali yüreği saldı derde
O da ne nereden bu uluhiyyet-i güft-ü şenid
"Yuhricul hayye minel meyyiti..." inkası şinid
Nedir ah-u fizar gibi tereşşuhât-ı gaybiye
Kim der Mabud-u mutlaksın tezahurat-ı maneviye
Gâh-bâ gah terennümü cuşa cuş-u dem
Gâh-ü bi-gâh âlem lâl-ü ebkem
Nebatât-ı tabla atıfeti mütedeyyine ekabir
Bir an sus pus cümleten guş ettiler sadayı bir
Lühud teevvüh eyledi sengi lisan-ı hakikat
Kabriyyede sengle birlikte zeban-ı hakk-ı iltifat
Alâka telâkki edince mahşer-i acaib
Mevlaya ruh-u baz-geşt oldukta merci'-i kurb-u ilâhi mucib
Mazhar-ı esrâr oldu gözden perde kalkınca pey-der-pey
Ruhlar lerze-i dih-i ızdırâb, ruy-u hicâb,dehşet-engiz her bir birey
Kefepuş cesedler afet-i tabdan harab ile-l ebed
Eyyam-ı maziyyeyi hiçe sayan seyyare-i ced
Bölük bölük varıp İndallah'a
Havf ve reca keffâre-i zünûb ola aşk-ı Resülullah'a
Fakr-u zaruretini seyr eyledim mübtelâ-i kemalinde
Sacid-i tıynetini görmek Zü'l-Celalinde
İşte vâveyla acb-üz-zeneb-i tegayyür halik-i Zü'l- Celale işareti
Ervah-ı bakiyenin sani'-i hakimine lebbeyk beşareti
Gözüm ilişti kabristandan giren hengameye
Konu komşu evlad-ı ıyal gelişler yolcu eylemeye
Omuzlardan indi tabut ârâmgâh-ı ebed-i yanına
Vasf-ı hulk-u hilkatı gereğimi neng-i hicabtanmı kefenpuşuna
Hasılı insanlık gereği farz-ı kifaye
Yanaştım bir kaç kürek toprağa,su dökmeye
Meyyiti verdiler mezar içinde bekleyen eşhasa
Ah-u efgan içinde evladlarını aldı tasa
Kefenin bağları çözüldü
Dehr-i fânisi dürüldü
Buymuş kader-i ilâhinin ahidi
Kapattılar lahidi
İmam başladı "Tebareke" yi tilavete
Cem'iyyetten nesim-i du'a inşallah selamete
Ne manzara kürekler sanki savaş cengamesi
Vücuh-u teveccühtür ruy-u güşâdesi
Sen Rahmet-i Rahimsin melekût-u fermanın ola bür-şer
Manend-âbâd bu makbereki mevta ola pür-fer
Kabirde defin oldu intiha
Ömr-ü zailden tarih düşmüş mevte bir levha
Konu komşu vadi-i hamuşanı terk eyledi
Ehl-i beytin muradı Hüda duâ-yı-müstecab-ı berk eyledi
İmam kelâm-ı telkin verirken zemin ra'şe
Rabb-ül âleminden kamkara lütf-ü edâ-i kaşe
İbtida ve intihada meram âdeme veliyy-i ni'met
Sadrdan şifa kadere tezahür eder kanun-i hikmet
Müstahak-ı matlabı hayr-ul halefki kapanmaz defteri
Kapansa defter-i a'mâli mevta çun en beteri
Geride bıraktım mahşeri alanı
Birazdan sevenleride gidecek olmayacak kalanı
Şimdi her yer samit.Herkes kendi âlemine
Hasret kalacak eş-dost daima cemaline
(Muammer FINDIK)

3 Şubat 2017 Cuma

Hüsn-ü Hamuş

Ruh-u ulviyet zümresi nazarında cem-ül-cem
Bu'dunda kurun-u haliye süfliyattan hem-ül- hem
Her senginden Kelâmullah aks beyn-es semâ ve-l arz
Rahmetin dil-ara lakin havf ve reca farz
Mabedin ki huzurunda abd ah-u eninden ebkem-ü lâl
Kalb-i hârab afv-cu af etmezsen mabedini izlal
Cidâr-ı mabedin muzlim-i vicdan ile rahmedâra revzen-i intıba
Ki yağar etrafına hem nur hem günah adem-i tıba
Süveyda-ül kalbler viran olmuş ocaklar la-idrak-i hatıb
Duhul eden hadimindir.Ciğer-şükaf ayn-ı ratıb
Huruc eden avaredir artık.Âlem-i kâr- ı tıbb
Ab-ı çeşm dökenlere Allah ile Mah ruh-ı musavverdir.Dar-ul amân
Emel ind-i saff-beste sayesinde şikestedil afitab-ı münevverdir.Dar-ul amân
Ruh-u teşnegâna âyât-ı rahmet-i ahterdir.Dar-ul amân
Nümayan reh-ı hakda piş-rev-i tab-mücevherdir.Dar-ul amân
Hem maziye hem atiye ciğer-gûşe zer efserdir.Dar-ul amân
Şu zeval-ömre suz-i derun-i şûride hale hande-averdir.Dar-ul amân
Bi-reybdir ki Hakk-şinas gune berterdir.Dar-ul amân
Her vakit buy-ı hulfu terbiyet-i nurun ala nur-u kişverdir.Dar-ul amân
Seza-yı takriz-i sernüvişt nâr-aşkından yanmağa ki mübeşşerdir.Dar-ul amân
Hulk-i hüsündür işte müebbed hulletle bereberdir.Dar-ul amân
Günahlar ruha ağır gelince mekandan mı zamandan mı feragat
Mukteza-i kelâm"Rabbimiz!Şüphesiz biz iman ettik” işte ehl-i belâgat
Vel hasıl-ı kelâm bir nefes bir hemderd sevdasıyla düştüm yollara
Daracık virâne sokaklar yol çetrefil hem-dil sevda hangi kollara
Yol vardı dikildi karşıma bir bedestan
Taş oymalı billur sanki Hakkı ruy-i hicabla tesbih eder.Mabed-i nuran
Kapı ahşap içinde mermer sütunlar etraf cennet-asa yahut elvan-ı ibadet
Aşkın hararet-i germasından lerzeye gelmiş kubbe-i saâdet
Ortada vahy-i ilahînin iradı için tebliğ-i şeriat-ı minber
Yanında gevher-nişan mihrabta alınlar miracta cemalini öper
Zemin bisat-ı arz misali mefruşat
Üzerinde bacakları saâdet-i ebediyeye kök salmış rahle-i tedrisat
Enva-i kesire-i kitap birde kütüb-ü mukaddese
Köşede halka-i zikire muhaddes olmuş müanese
Camlardan süzülüyor lemeat-ı şemsin
Altında bir küme ihtiyar sohbet-i nuşin
Mihr-i salatı ikameye dem-i hasret
Hem salatta bulur kesretle tecell-i vahdet
Cemaattan Ahmet Efendi vakit girdi tamam
Maslahat-ı ezaniye taabbudi ile ilân-ı tevhid-i zimam
Rububiyet-i ilahiye ki ezan gözümüzün gönlümüzün pası silinsin
Evet izhar-ı ubudiyet lakin sade ezanla kir pas silinnez bilinsin
Bakın günde beş kez Allahuekber nidası minareden
Günden güne cemaat azalır nidayı bilir teraneden
Bizim mazlum-u aşka müjdesi kalû belâ ahdimiz
Ayol tükendi aşkımız salât-ı vusla muntazır ola keffaret-i yeminimiz
Reng-ü bu ruhumda gözümde perde-i hayal
Ali be sende yâr-ı firakın visaliyle pür-âmâl
Nedir bu duâ-yı müstecab başka yok mu
Hüseyin nazlanma söyle duayı kabul edecek maşuk-u nigar çok mu
Zelil olmuşum Mustafa saâdet ne fâide
Saâdet mi yok? Savb-ı hakk:Merambahş-kaide
Ömer az amel bais-i neng-i hicab
Lakin"Kulum beni nasıl bilirse ben öyleyim"şirin-i cevab
Ahmet Efendi halkayı az genişlet hele
Maşallah Barekallah kâmkâr-i mele
Teşrif eden kim
İmam Mukîm
Hadi efendiler ezan-ı muhammediye okundu buyurun
Yanaşalım saffa ki nefislere kulluğu duyurun
Herkes huzurda kemerbeste-i ubudiyet
Lisan-ı halle hamd eder kulun seni rububiyet
Ahmet Efendiden iniltiler
Vasf-ı hulk-i hilkati her zerre mührünü söyler
Merhem mi olursun yoldaş mı yad eylerim esma-i letaif
Şümar-ı mertebe-i âliye nahl-ı harif
Cemaat kaçıncı rekat bir bir selamlar
Hurşid-i Mah'a nat-kelamlar
Yavaş yavaş insanlar dağıldı
Yine içeriye bir sessizlik yayıldı
Kalktık yönelmişken kapıya
Gözlerim kaydı elinde elifbası olan sabiya
Elinden tutmuş bir kadın imama derd yakınır
Kadında girdi mekân-ı uluhiyete na-mahremden sakınır
Gözünde dem-i te'sir çehresinde kalb-i muztarib
Beden sam vurmuş yaprak misali garib
Bir eliyle göz yaşlarını silerek işte mekreme-i uzma
Çoluk çocuk perişan serseri ne okuma var ne yazma
Dur hele etme kendini perişan haline şükür
Baba yok başta Hocam.O şerefsizi görürsen!...Dur sana yakışmaz küfür
Bir zavallı esketek üç-beş çocuk
Yad eylemez mi? Halık nice kulluk
Biri keyfe keder
Diğerinin hali heder
Kim fuzul-i ruz ile hissemend
Kimi ruz-u şeb şevk-ü iştiyak ile ruz-i mend
O dehr-i fâni geçti yok mecalim
Gerçek mümin ki.Ey Hüda enfale dil-bend-i salim
Bunca yıl ömrüm ocağına nesm-i dua
Ne anlasın yavrucaklarım cennet-fua
Elden günden utanmaz
Derdime derman bulunmaz.Elden hacet sorulmaz
Nerede şimdi huzur-u kalb
Evet eyledi hal ile safayı salb
Ben kendimden geçtim.Çocuklar işsiz güçsüz
Allah gecinden versin ben gidersem kalırlar öksüz
Aha ikisi büyüdü geldi evlenme çağları
Konu komşudan duyarlar lafları incinir halları
Güşade-ebru olsada yok talihi
Anadan babadan çekti.İnşallah hakka vasıl-ı falihi
Baba Rabbe olmazsa müstakim
Oğuldan beklenir mi Hüda'yı tahkim
Kaç zamandır Kerimle yapmaz hasbihal
En sonunda muallimi kaydı silmiş derhal
Ne neva verir nede deva.Olmaz olsun o koca
Manend-i bîmisal benim zevc hoca
Ne yaparsın ana yüreği dayanırmı evlada
Hakkında hayr-ü hasenat rivad ki hem dile hem fuada
Her gün mekteb yolunda adam olacağım sesi inkinas
Ey hat gel gör ki önünde yok mahir-nas
Hüsn-i iltifatı ne ibtidada gördük nede intihada
Kerim sorar:Ana babam nerede?Kaderden murad bu mu? Hüda
Sana dil döküyorum bahtım kara bedbin
İmtihan veliyy-i nimet lutf-i eda olur nikbin
Yavrucak ağlar susmaz yarın uğrar belki gafil
Meramım hep birlikte hane-i saadette mahafil
Kıymet-nâ-şinâs olduktan sonra sırf bir nokta-i nazar
Gelip geçici hoş netice-i rahat-feza verse ne yazar
Kim bilir anam beni doğururken ne murad eyledi
Gözlerim görmeseydi.Dehr-i fânimi harab-abad eyledi
Ne merhamet ararsın huy-i bedden
Utanması sıkılması yok zeban-zedden
Kadıncağız beni bıraktı cemaattan kâm-bahşa
Cemaat pes artık nutk-u haşâ
Ağalar lâl-ü sükut ana rahmet-i ilâhiyenin tercümanına delalet
Allâm-ül guyubun hikemlerine Mah aşinâ-i şehadet
Aradan çıktı Mehmet Efendi özrü bini bin para
Dertlenme anacığım garib-nüvaza Vehhâb olur yara
Baktım kadıncağızın beti benzi feri gitti
Zavallı yavrucak ağlamaktan kendini bitab etti
Senin yaptığın takdir-i şayan
"Allah insana kaldıramayacağı yükü yüklemez" dayan
Kim bilir mevlâm ne nimetler verecek
Zaman daraldı laf uzayıp gidecek
Kerimle anlaştık.Bismillah deyip elifbaya
Olursa âyâta muti levh-i ruh-i zibası hasılı haya
Onları uğurladım güya
Dil-hiraş bu gördüğüm olsa rüya
Hakkın yolu birdir lâkin beşerden muaddel
Berâat-ı hüsnün tuğrasına erbâb-ı aşk bedel
İkbal-i beşere bezm-i elest name-i imlası
Dest-i niyazdır her dem sayd-ı derûne yâr'ın sevdası
(Muammer FINDIK)