30 Nisan 2016 Cumartesi

Hüsn-ü Hamuş

Ehl-i delâlet görmez güşâyiş-i hatırı
Dil-beste olsa idrak-i maâli-i fâtırı

Nefs-i emmare-i def dua-ı taat gıdâ-yı ruh
Âşk-ı ilâhi olmasa bâtın-ı zahir-i cüruh

Bi-nakş tarî-i felek iman-ı billâh
Hâkk-ı yâd etse vâsıl-ı rahmetullah

Ayine-i zişuur temaşager tabiat
Ma-bihi-l-hayat-ı Ma'bud'a abd vâcibat

Cümle mahlukat zeban-i hezar hamd-ü ikrar
Bela-i i'ta mihr-i ubudiyet dü-âlem Rabb-i ibrar

İbda'-i âdem kul bâr-ı sakil insan-ı gussadâr
Mah-ı füruğ-u mihr-i ümmet hissedar

Gülbün-i latefet güldeste-i yed olmak ister Hamuş
Ya Vedud günahkâr-ı kemter-i bende meded-i fer
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Asırlar geçsede koca çınardan filizler hatif
Tarihin altın sayfalarından şevk-i iştiyakla dinleyiniz
Vak'a bu ki illet-i tâmmeden huzmeler ehemmiyetiniz
Her yan neşv-ü bahar ben susam bâd-ı sabâ siz söyleyiniz
Ruh-ül emin soluklarıyla her daim aramızda latif

Evvel ahir rahmet-i Sübhandan ırk-ı güzin itminan
Her biri ayrı bir bahtiyar mana cevheriyle yanar sana kor
Füsunlu cennet güzelliklerine pervaz-ı terakki ediyor
Kilitlenmiş menziline soluk soluğa emelinden döndürmek zor
O artık bilir dil-bend olmuş cuş-u huruş iman

Afakını gülbün bilip ab-ı çeşm ile sularken
Ruhlarda ki gönüllerde ki kir pas yerine gülgonca
Bunca fedakârlık ashâb-ı güzin devrinde anca
Bu sihirli besteyi kendinden bilme O'nca
Sanma ki bitmez lütf-u inayeti nuruna dalarken

İşte esrar-ı hüsn-ü ân perdesininin tonu
Hülyalar zevk-i seyran diz dize ebedi
Rengârenk semavet ruhanîleriyle lebedi
Dönüp levh-i feleğe baktım abedi
Kulluk meğer koşturmakmış burası tutkuların sonu

Ma'mafih rikkat-i kalb ihvandan ayrı değer mi
Şimdi idrak buralar onsuz ne kadar vahim olduğunu
Tutsak gibiyim feryâd Ya Rabb istemem bunu
Meğer en tatlı günlerimiz o günlermiş gayrı bırakma kulunu
Ve artık son söz Gufran'ın garibi müjdeler mi
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Sabr-ı vefadan nur karanlığı yıkmış
Sineler beraber çarpar bürhan-ı abidesi hakmış
Tohum yeni fidanlara gebe filizlenip çıkmış
Dava bu ya Hazret-i Hâkk'a selâm çakmış

Afaktaki mefhum efkâr gidecek
İstikbali olmayan kökü hüsranla içine çekecek
Her devirde küfran sonunu bilerek
Mahlukat fâni sani zü-l-cemal nakkaşmış

Her yanda ıtr-i reyhan her yan buram buram
Eskiyle saf tutup bağdaş kuram
Bezm-i gam sofrasında bam teline vuram
Senden ırâk kaldığımız günler yürekleri yakmış

Zaman,umman virdin meali
Âlemler mekânlar esmanın icmali
Hayylar,mevtler fazl-ı ihsanın cemali
Tüllenen emeller,hayaller seninle pakmış

Ki bundan böyle senden meded sen imkan
Seni yüreğine iskân eylemeyeni sen eylersin işka'n
Nam-ı şerifinle hicret edenler mukim-i itkan
Emr-i ilâhini ferman bilip boynuna takmış
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Din-i mümininden ırâk ümmet savt-ı azab
Fırka-i naciye gayrı nam-ı celâlinden gazab

Menbaı ahsen-i takvim lâkin evsâf-ı siret garaz
Nefs-i emmare istibdad-ı zillet selâmet maraz

Hem istibdad-ı nağmesi seda-i hannas
Hücumat-ı sitte-i guş-dar fevc fevc nas

Gafur-ur rahim lafz-ı yaraşır Ma'bud-u mutlak
Lütf ki kul-u nâbı lehçe-i hezar ile Mahmud-u ale'l-ıtlak

Maksûd-u bi'l-istihkak meh-tâb-ı i'ta
Ruz-u şeb ab-ı çeşm envâr günah-ı gıta

Rahmet-i ilâhiyye abdı dua-ı taat nasib ümidvâr
Dü-âlemi felâh-ı feyz-yab Rabb-i câr

Firdevs-i gül-i ruhsar kârin eyle Hamuş'u
Haza kıraat-ı mısra ihvanı hayr-ü hasenat berin eyle
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Beklenen nûr-i şebab oldu bitab
Gülistandan gülçehre her birisi
Söz sultanından kemâl-i vuzuh ile hitab
Köklerine baksan şanlı mazinin fihrisi

Örümcek tutumuş beyinler gayrı salim
Zemheriden fasl-ı güle çağrı
Havz-ı kevserinden pür-safâ eşk-bar halim
Ufuklar pas tutumasın diye yanar bağrı

Dillerde ikrar kalblerde tasdik dinlesin zaman
Mahbubiyet,kurbet sonsuzluğa uzanan koridorda
Bir yanda huzur ve inkişaf bir yanda nefs eman
Vefa tüten ikliminden her renk burda

Maişet-i hassa atmosferin asırlar boyu tecellisi
Kalb,ruh itminan bulur amel-i sâlihten ciheti
Kul pervazı kendinden bilmez rahmet haznesinin emaresi
Kabz-u bast'ta bırakma esirgeme merhameti

Sırtını dayadığın kof düşünceler gayrı çürümüş
Yerinde yeller eser devr-i bâtıl maraz
Yerim yurdum yok ikrarı almış başını yürümüş
İpi ifşa edildi yalancı hülyası araz
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Marazı her ruh esfel-i sâfilîndeymiş meğer
İhvana meded selâmeti lâkin bilemeyiz biz
Koşturduğun günler hatrına Hakk'ın rahmetine değer
Veladet,fevt der tebdil-i mekan der fatiha göndeririz

Üç beş gün değil mi bak kimsecikler yok yanında
Düşünmek ibret almak faslı geçti ufuklar zulmet
Sam vurmuş yapraklar misali hiçbir şey kalmaz baki hanında
Solanlar toprak oldu geride kalanlar vahamet

İdrak edince nedamet hissi bağrımda yara
Çaresiz hicab bakışlar dona kaldı yok imkanı
Geçti günler ne çare semere kara
Sanma ki çakır keyf dünya münker-nekir bırakmaz yakanı

Tepeden tırnağa titrer havf ve reca
Zihinlerde müthiş şok yürekler telaşlı
Zaman mekan cenderesinde sıkışmış mevt be-câ
Ne yapmalı ki ömr-ü hazin hilaşlı

Hikmet-i Mevlâdan feyz-ü irad eden ruh kanat çırpar
Bu dünyayı imtihan bilip cennet yapar
Ha gayret yüreği bir kişinin felâhı için çarpar
Ruhları sürur ve mesud Hâkk'a tapar

Bundan dolayı habis ruhlar imanla şeref-yap olacak
Zahire takılıp kalma sırr-ı teklif idraki anlayanı
Sendedir esrar suretten sirete lebaleb dolacak
Atalet neden! "Kuluma inayet olurum"Rabb'in beyanı

Durmak yaraşmaz nice gözler yolunu gözler
Hüda'nın sesine kulak kesil iknaya çalış
Bîçare sineler aç susuz ma'kes bulur sözler
Dalda hem gül biter hem diken sen gül-i ruhsara alış

Gecenin en tatlı anında dostun yanında
Şafakta yeni ufukların kapıları gıcırdarken
Kula yolunda hidmet ettirmen şanında
Levh-ü mahfuzda ruha bahtını nakkaş ederken
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Zihî mühr-ü nübüvvet ki dü-âleme feyz-ü safa
İnd-i ilâhîde beşeriyet-i rahmet-i safa

O şan revnak-nümadır ki kula felâh-yab
Cana Mihr-i Mah ahd-ı heb ümmet selâmet-yab

Rahmet-i bî-payan neş'eşidir feleğ-i nakş-ı kilki
Lütf-u inayet hakikat-ı sabite hakk-ı kilki

Nâz-ü işve olmaz ömr-ü cahim kat-i zarurî hamdele
Rıza-i ilâhiye vuslat ab-ı çeşm itfa-i nâr-ı hamdele

Cevâhir-ül kelâm esrar-ı hüsn ü ândır abd zer-hırid
Dil-i suzan şems-i ezel-i istiğna subha-i hırid

Temaşa edenler reng-ü bu rahmet-i idrak maâli
Neyleyeyim cennât-ı adnı kul-u nidası maâli

Gufran baran-ı vâridat a'lâ-yı pâye Hamuş
Kesret-i cünha lâkin dergâh-ı bâbı mess-i ruhsar pâye
(Muammer FINDIK)

28 Nisan 2016 Perşembe

Hüsn-ü Hamuş

Aşikârene salih-i selâmet dururken yer bulurmuyum
Gark olurken nefsin ile dergâhına sürmezsen yüzünü
Tüllenirken heva-vü heves ayırmazsan gözünü
Âlemde zabt-u rabt varken dem vurursan sözünü
Duyduk idrak ettik zinhar deme ha perişan olurmuyum
Ne mazi ne ati gaye-i hayelim perişan giderek
Göz kırpıyordu ömr-ü zâil üç beş gün
Dâr-ı dünya çile ızdırab imtihan değil mi hem ne içün
Kovmak mı kovulmak mı kim içün nasıl bir hüzün
Ömr-ü güzeşte ser-sefil derbeder olduğunu bilerek
Dem suları coşmuştu ey yarabb mağdurum
İnayet meltemleri esiyor olmasın bedbaht sonu
Sen Gafur-ur Rahim sende merhametin her tonu
Evvelce idrak olsaydı malûm ömr-ü sâni konu
Sonumuz dâr-ı cinan mı yoksa ehl-i nâr mı bilmiyorum
Sonsuz hazineler sende nasib et refigi kuluna
Herkes bulmuştu felâhı selâmeti bende ise elem
Yıllarca hicran ne zaman vuslat ne zaman lütf-u kerem
Yitirdiğim sırat-ı müstakimin gülistanından derem
Böylelikle hem firdevsine nail hem ahsen-i takvim yoluna
Ehl-i kuburda huzur ve sürur biter gurbet
Zemin-ü zaman zemistandan bahara sarih
Dünya üzerinden bir fâni geçti der-kenar et tarih
Şimdi ruhlar musafaha ehl-i şarih
Fakire zülâl-i vaslın,zü-l-cemalin kurbet
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Yollar ancak seninle mana
Kıymet bilmişiz onu cana
Menziline varmadan
Rızandan ayrılmadan
Âşk-u şevk gayelerle
İnayet-i rabbaniye sayelerle
İmanla derinleşmeye
Bakiyle hem-derd birleşmeye
Pür-heyecan istikrar
İki cihanda ikrar
Mal can kaygısından geçerek
İkbalden vazgeçerek
Naks ve kusurumuzla
Ganiyy-i rahimine susamışlığımızla
Fermanına mahkumiyetle
Rıza-i İlâhiye ubudiyetle
Beşeriyet nefse ıtlak
Gayzından levmeye mutlak
Ruhsuz şuursuz başlar
Tarumar vicdan akmaz yaşlar
Ruhaniler çoktan yol almış
Tıynetsizlikten duçar kalakalmış
Efkârından sığlaşıyor
Basitleştikçe lığlaşıyor
Sadrında yok inanç
Fikirleri mübhemli kazanç
Aklı zehirli balmış
İntakta düz yolda kalmış
Tefekkürü kir-pas
Kannınca müteber havass
Basiretten harim
Agyara der yârim
Farkındalığın meşrebin
İctihadın irfanın mezhebin
Âlem ayrı ayrı perde
Her perdede alın yerde
Maksudu sahi
Mahiyeti ilâhi
Yolu pür-envâr
Rabb'den inayet var
Ruhanilerle diz dize
Merhemiz biz bize
Etrafında hale
Sadıkıyyet gaile
Havf sineye yüktür
Reca lütfun büyüktür
Belâ-ender-belâ olsada yılmaz
Ma'bud dan bilir gönül koymaz
Semada zeminde varsa boşluk
Nam-ı celilin inkişaftan olur hoşluk
Senden gayrısı tali
Bendedir hali
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Bu kutlu ıztırabat bu canhıraş günler
Rahmeti esrâr-ı zuhûrun kadar güzel
Sil göz yaşlarını kürsi-i celâlin inayet diner hüzünler
Sen sabr-ı cemil nûr-i iman kadar düzel
İnler zemin ağlar semalar ey dil-dare
Zelil olma ümidvâr gaye-i hayel olmasın haybet
Şu âlem geliverse dile ey yâr sen çare
Eğer devr-i dil-ârâ ise istemem gaybet
Hayal-i hâl dil-gir lütf-u huzuruna pervaz
Seyyare,seyyale hali avaz
Sineler şevk-i iştiyakla şirvaz
Her lahuti Hayy-ül kayyum hürmetine hamd-ü ivaz
Kul ubudiyeti kadar muzaffer
Kimine esfel-i sâfilîn kimine mirac
Varsın olsun dâr-ı fânide küfrana zafer
Mazlumun başını okşar dü-âlemde sirac
Hem üzülme Hazret-i Hâk dest-i gir
Rahmet hazinesinden bire bin başak kalkar
Sen tebessüm et birgün görürsün dest-i hir
Mühr-ü Mah'tan ahirzamanda ihvan kal-kâr
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Fikirler bedenler söner artık bu zeminde
Hakkın vadesi cümle zerratına ulaştı
Hitap ne çare idrak bitab-ı hayr ah-u eninde
Ruhlar pervaz eder cesed kuburla kucaklaştı
Nurdan seyr-ü sefa eşbah tamşagâh
Kimi ervah-ı tayyibe,kimi ervah-ı hasibe el-hak
Gafurun esrar-ı hüsn-ü ânı işte az ileride dergâh
Hayy-ül kayyum hürmetine zi-hayat esbab içinde hak
Ma'şuğa vuslat gönüller pür-memnun
Yüzler mesud ve bahtiyar kulum nidasından teali
Her yanda sikke-i ehadiyeti perçinleyen kavli-nun
Gözlerdeki sürur neşv-ü revnak baharın meali
Evsâf-ı cemilesi nisbetinin cilvesi
Hakk ile batıl tefrik abd sana sücud
Civanmerte mihri göz kırpar Mah'ın işvesi
Hurşid-i ezelden âdeme bela mevcud
Feyz-ihsanın saymakla bitmez kesret
Aşkınla yanan dudaklara kevser selsebil
Varanlar cennetine erenler rızana kimide ihvana hasret
Eb'âdı olur mu affının lakin hal ah-u fizar-ı rebil
Her lahzası her zerresi cemali aksından efkâr
Nebatat renk cümbüşü reyhanıyla mest
Bunca nimet karşısında lisan-ı hal ahkar
Sonsuzluğa kanat çırpar her şey mevcudiyetin dest
Fermanına dil-beste ebediyet,ezeliyet
Bu yerde mübhem olmaz samadiyetine yakîn
Burda ırmaklar,has bahçeler esmandan keyfiyet
Gaye-i hayali yâr olana firdevsin sakin
Hükmü tahakküm eder bülbüller güller
Levh-i mahfuzda teyid ey fâtır-ı mutlak
Melekut alemi selam çakar tekmiller tebrikler
Ey Settar-ül uyup kaldır perdeleri meded ıtlak
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Furkan-ı Hâkimde hayat-ı bakiyenin mukadimesidir mevt
Ehl-i cehlde zahiren inhilal-i müzdurudur fevt
Fâil-i Hâkim-ü rahime bağı âlem-i berzah şehd-ab-ı galan
Ehl-i dalâlete nisbette kubur-u nar zenb-i nalan
Sual-i paki bâlâdest ehl-i hâk-ı maarif
Münker-i hakikata müntesib ehl-i hâk-ı laarif
Ezher-ül vech-i eşhâs ki irtibat-ı kerem
Ezhel-ül eşhas ezimme-i cerem-şerem
Mücahid-i âli-himmet müberra-i revnak nüma
Teşrif-i devvar eden azab-ı kubur zar-ı düma
Leyl-i münevver eylerse kubur pür-envâr-ı şayandır
Heva-vü hevese rabt-ı kalb eylerse leyl-i kubur ayandır
Dünyaperest olma hepten kefenpuş Hamuş
Devr-i kasır kıymet-dâr bil her lâhza huş
(Muammer FINDIK)
BeğenDaha fazla ifade göster
Yorum Yap

Hüsn-ü Hamuş

Semâvâtta binler âlem
Her yaprağında aynı ehadiyyet
Vahdaniyetin tecelisi âdem-i mahz
Levh-ü mahfuzda takdirle yazar kalem
Hilkatın maksudu bela'ya keyfiyyet
Kudret-i ezeliyeden nehy âdem-i bahz
Hâkk'ın nazarında balçıktır hakikatı
Hayy-ül gayyum'un sonsuz hazinesi
Ötelere dönük güzelliğin esrarı
Ahsen-i takvimdir tabakatı
Vâridat emr-i ilahi rezinesi
Ah-u enin Ma'bud'a ikrarı
Rahmet damlaları sükûnetperver
Senden geldik sana seyr
Yüz kir pas lâkin senin bâbında
Nezd-i uluhiyetinde Ahmed server
İle-l-ebed envârına nigahbân deyr
Şevk-i meşk ile ab-ı hayat habında
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Açmış sineyi,elleri mevlâya vildan
Rahmet huzmeleri semadan şererbâr
Adl-i mutlak Hüda zalime derer-nâr
Ah-u zarı Gayretullah'a dokunur der vicdan
Bir yanda haneler sürur bir yanda dil püryan
Söner feleği leması âhval-i şahsiye zandın
Meta-ul gurura dûçar olup kandın
Gel gör ki felâket-zede eli böğründe üryan
Çarh-ı felek deveran dâr-ı beka şayi
El Hâkk bir sürü avare senden habersiz
Boynu bükük yetiman koma beni sensiz
Zalim agyara bende,yârdan hem firkatte hemde zayi
(Muammer FINDIK)

Hüsn-ü Hamuş

Ne han ne hancı seyr-ü sefer
İzn-i ilâhi ile mahlukatı beşer
Âlem-i gaybdan âlem-i şehadete
Dâr-ı mefsedette setr içün hilkate
Kullukta bela bilfarz
Ubudiyette ikrar arz
Yolunda çile ızdırab mükâfat
Sıratta afv-ı mağfiret için şefaat
Gaye-i hayel uğruna tahammül
Onca âdem arasından niçin sen teemmül
Rahmet-i ilâhiyenin Vedüd'ü için
Mükâfatı ukbada ab-ı hayat için
Gözden akan kanlı yaşları semalar dinler
Gecesi gündüze harman inler
Son nefese kadar bayraktarlığını
Sen esirgeme hayr-hahlığını
Boğuşmakla geçirme ömr-ü zâili
Bir gün ecel kapısını tıklar memât-i fâili
Son durakta idrak eder nasibi
Gurbetinden kurbiyetine kolay kıl hasibi

Hüsn-ü Hamuş

Halık'ın cilvegâh-ı envarı perverdir zih-i dil
Abd-ı muti âlem-i esrarı hudaverdir zih-i dil

Tecelli olunmuş nakşına esma-i ilahiye mukim
Zi-hayat peyda evsâf-ı rabbanîyesi ziverdir zih-i dil

Pür-envar-ı âlem bil bu selâmet-i beyti
Çerağan-ı feleğe hurşîd-i münevverdir zih-i dil

Hilkatten hicab-ı elem yahud meşreb-i kal'a-i makdis
Cemal-i zatın zuhur-u ef'al-i hüsn-averdir zih-i dil

Ruz-u şeb her lâhza rahmet-i bipayan feyz-ü inayeti takdis
Çun nev-i ruzun ism-i pakî serverdir zih-i dil

Hem dâr-ı mihnet hem ömr-ü cavide âsâr-ı müessir-i inkişaf
Nefs-i emmarenin istibdad-ı rezilesine iman gevherdir zih-i dil

Ey nefs arz-ı zemin na-seyrangâh seyl-i şuunât
İznillâh sad-ı gûnu sünnet-i seniyye ile beraberdir Hamuş

Hüsn-ü Hamuş

Esbab-ı tabîiye beşerde
İlm-i hikmetin,bürhanın her yerde
İsm-i ferdin gerd'e
Âşkın nârıyla yanan düşer mi derde
Seni idrak eden nurunla boyanmıştır
Müşkil budur ki rahmetine dayanmıştır
Kul mushaftaki muştuna kanmıştır
Ziyan odur ki masivadan gayrısına aldanmıştır
Her şey sana feryad
Ehadiyyatine inkıyad
Sana vasıl olmayan beyad
Başkasına teveccüh a'madır hissiyad
Esman âlemlere nemat
Sensiz kelâm tamat
Rahmetin canlara simat
Başkasını ma'bud iki cihanı memat
Ya Rabb gönüller sana aç sana açılır
Muhabbetsiz koma endişe-i istikbale takılır
Her taraf zifiri karanlık müebbed yolda kalır
Kulun nedamet imtihanda saçılır
Ezelden ebede O'nu bilmiş
Ruhlara vuslatın sinmiş
Lütf-u huzurunda sükûna ermiş
Ey âdem dünya fâni aldanma dermiş

Hüsn-ü Hamuş

Kıvrım kıvrım olurya hayat
Bir uçunda sen bir uçunda hakikat
Öylese nedir bunca uğraş bunca gayat
Ballar balına esrar işte vâki-i kat
Dünya meşakkatine kapat gözünü
Bundan ötürü âr eylemez yüzünü
Haktan hakikattan söyle sözünü
İnkıyad ile bel bağla Ma'bud'a özünü
Mahzun bırakma idrak artık şebab
Kadr-i mutlaktan istikbale hitab
Senden gayrı geçen zaman tebab,yebab
Yürekler canhıraş rızana şevk-i şitab
Aheste-i seyre ne hacet
Sür'atle tayy varken huzuruna
Kulaklara çarpar sihirli nağmen kulluğu başa tac et
Ruhlara kevserdir afvvın kusuruna
Sevdan yüreklere tab
Bu iklimde nefs-i amel merhale
Nefs-i emmare zebun-i hab
Dergâh-ı ilahiyye isti'dadıyla lisan-ı hale
Nağmeler meram-ı menzile vasıl
Ârâmgâh-ı ebedî çun havf ve reca
Rahmetinden şevk-i tarab hasıl
İlle-i gaiyyeye hamd-ü sena ile sec'a
Necat-ı ümidle çöller cennete vak'a
Düstur-u hikmet bilir kendinden bilmez
Hüzn-amiz olsada ihvandan kubura gül-i bâka
Kaderin cilvesidir levh-i mahfuzdan silinmez
Vasfına tahakkukta istikamet
Mest-ü hayran büyüsüyle meded
İman ve sünnet ile Rabbe ram-ı amel keramet
Acz-u fakrunla Muîn-i kaviden inayed

Hüsn-ü Hamuş

Muhterem Ağabeyim Turğut FINDIK'a ithaf olunur
Kelimeler soğuk ve ruhsuz her yan harab
Sensizlik ayrı bir keder, ünsiyet ise hazin
Tebdil-i mekân der.fütursuzluk ıztırab
Demir almak vakti gelmiştir.Ey azizim azin
İster dâr-ı fâni de ister imtihan vasılı zulmet
Sinelerde feryad zihinlerde çöküntü
Hayat seyyah-ı avare ona tutunmak artık husumet
Nasıl geçer bilmem gayrı hayat bana döküntü
Ya Rabb halim dehşet-endaz elaman
Sözüm kâr etmez idrak haybet
Geçmez ömr-ü hazin sen fakire sâmân
İlahî yâr'ı etme bana heybet
Pervazına yeter mi mücrim halim
Sana salik olmayan gayrı her şey fücur
Son nefesimi verirken yârın kollarında hayalim
Senin muhutine mi'rac karin-i ücur
Yeter artık dünyadan nefse paye
Al istersen lütf-u huzurundan firak,muhakkar ömrü
Neyleyeyim ah-u zarı ehl-i dalâletle münhasır gaye
Mihr-i Mah'tan aman belki bu hemrü

Hüsn-ü Hamuş

Marifet hazinesidir var oluşu idrak
Küfustan imanla sıyrılmak sırr-ı ubudiyyet
Vecd ve sekr hâlindeki irfan ne kadar berrak
Hasretle hicranla inleyen sinelere merhem esrar-ı rububiyyet
Gayb ikliminde sana bende ebediyyet
Âlemler sana devaran âdem isbat
Arş-u ferşte duyulur nakkaş-ı ezeliyyet
Yeise kapılma heyhat kalb ilâh-i tecellide ribat
Tüm mevcudat senden firakta ölüm
Levh-i mahfuzda ömür biçilmiş mahdud
Düşer kalkar hayatı esmandan zıllî bölüm
Sana vuslat dünya cehennem ne varki rahmetin mevcud
Bir başkadır atmosferinde meçhuliyet perdesini aralamak
Kandan irinden deryalar olsada inayetinden haberdar
Her devirde olduğu gibi yıkılmadan ümidle çağlamak
Yedi veren güller misali emr-i hakka berdar
Her dem Fâtır-ı Mutlak'a tefekkür
Kader-i ilâhîdir hamd-ü sena ile tesbih
Ruh hüsn-ü aşkından tesekkür
Afv-cu nur-u şecerede Mah'a teşbih
Dil-besteye yollar davası çun azim
Ancak kulluk ifası böyledir hakkın nazarında
Ki bundan ötürü sücud ile ta'zim
Belki payesine murad ola kıtmir pazarında