28 Nisan 2016 Perşembe

Hüsn-ü Hamuş

Aşikârene salih-i selâmet dururken yer bulurmuyum
Gark olurken nefsin ile dergâhına sürmezsen yüzünü
Tüllenirken heva-vü heves ayırmazsan gözünü
Âlemde zabt-u rabt varken dem vurursan sözünü
Duyduk idrak ettik zinhar deme ha perişan olurmuyum
Ne mazi ne ati gaye-i hayelim perişan giderek
Göz kırpıyordu ömr-ü zâil üç beş gün
Dâr-ı dünya çile ızdırab imtihan değil mi hem ne içün
Kovmak mı kovulmak mı kim içün nasıl bir hüzün
Ömr-ü güzeşte ser-sefil derbeder olduğunu bilerek
Dem suları coşmuştu ey yarabb mağdurum
İnayet meltemleri esiyor olmasın bedbaht sonu
Sen Gafur-ur Rahim sende merhametin her tonu
Evvelce idrak olsaydı malûm ömr-ü sâni konu
Sonumuz dâr-ı cinan mı yoksa ehl-i nâr mı bilmiyorum
Sonsuz hazineler sende nasib et refigi kuluna
Herkes bulmuştu felâhı selâmeti bende ise elem
Yıllarca hicran ne zaman vuslat ne zaman lütf-u kerem
Yitirdiğim sırat-ı müstakimin gülistanından derem
Böylelikle hem firdevsine nail hem ahsen-i takvim yoluna
Ehl-i kuburda huzur ve sürur biter gurbet
Zemin-ü zaman zemistandan bahara sarih
Dünya üzerinden bir fâni geçti der-kenar et tarih
Şimdi ruhlar musafaha ehl-i şarih
Fakire zülâl-i vaslın,zü-l-cemalin kurbet
(Muammer FINDIK)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder