9 Nisan 2017 Pazar

Hüsn-ü Hamuş

Asuman yekun gam âlem afakî âlemdir
Beyt-ül-makdis şikest kederden.Der ayine-i esrâr-ı kalemdir
Elemde dem çehre-i masum-u âdem
Havf aşikar-ı surette figân ile ruz-u muharremdir
Her saatte sanki ebr-i seyelan-ı dem
Her sine-i suzanda ruh çeşm-i matemdir
Âlâm-ı aşiyan sende ecsad ben diyeyim terane-i kem
Kesb-i liyakatta kayd-ı hestine müsellemdir
Sükûnetperver ne gezer sal-ı halin gavga-yı alem
Dil-gir olan gönüle ümidbahş gafur-u merhemdir
Tâli’-i menhusu feryad-ı melüldür demem
Dünya mülk-i adem insan agaz-ı nev-i ruz-u acemdir
Dâver-i gerdün himem de bulunur mu genc-i direm
İşte çehre-i gabriya fem-be-fem ceremdir
Her cephede âsar-ı sitem seyret o dem
Her haşemde nihan-ı şi’r-i mücessemdir
Siyahpuş oluyor hamuş-u düşiyle mülhem
Sanki bütün esbab-ı mucibe yekzeban-ebkemdir
Ziya-yı hakikat hem sakitane ediyor mübhem
Ey Hüda senden ehl-i aşka bu çarh-ı dem-a demdir
Elemde zevil-i hayat-ı zeval ki silsilesinde matem
Zevi-l-ervaha kadr-i girandır.Elhak halk-ı alemdir
Keder her lahza nefse envar-ı hikem
Mazi bezm-i elest elhamdülillah abd nur-u kıdemdir

Hane-i saâdette  oturur iken
Kulağa çalındı salât oldu saâdet-şiken
Dedim ki hatuna çıksan baksan sağa sola
Âlemi seyreylesen aceb kim gitmiş hak yola
Birazdan geldi hubur
Ölüm ne çare İnşallah habib gösterir sabur
Bu muztarib-i tenezzüh hasıl olunca
Iztırabtan kalb-i harab yüzde tebessüm solunca
Huzur nuş-i zehirdir artık
Taayyüşü mihnet bilip kalktık
Şadırvandan abdest alıp girdik camiye
Namaz hitamı imam başladı ta’mimiye
Zira bekler mi ölü olundu farz-ı kifaye
Hayale hatıra gelmez tereke kalır namiye
Çünkü evlad-ü ıyal ona vamiye

Gelinde kayd-ı kederi görün
Muttasıl esir-i cefâ gûnâgûn
Kucaktaki amandan kam bilmez
Yetmişlik zamandan ahkam silmez
Asırlardır havadis-i devran
Efrad-ı belde hepsi asal-ı demi seyran


İşte taziye evi
Ev mi? Âlem-i gussadan nev’î
Sokaklar dar evler har
Ağıtlar vazeder kubbe-i semaya nazar
Adımlarken kesme arnavut taşları
Dil-şikaf seyrederken gözü yaşlıları
Haneler yarı kârgir yarı ahşab
Adım başı konu-komşu dil-harab
Evler gâh cumbalı gâh saye-ban
Önlerinde çoluk-çocuk gariban
İçlerinde kalb-i safına tesir kaim
Dışlarında yılların harabiyet-i kesiri daim
Nöbetleşe bekliyorlar mesuliyet, vebal ağır
Arşınlarken Ya Fâric duymazmısın kahır
Geçtik sırayla evlerin önünden her birinin
İşte fıtrat mevt-i mevcud-u vacid-i mucid Hayya girin

Cümle kapısı önünde akraba-i taallukat
Gelenlerle hasb-i hal mütedeyyince hakikat
Saâdet-i penagâh bahçeli iki katlı
Kim bilir derununda ne serireler saklı
Gelenlere yer göstermek usulden
Ev bayanlara bahçe baylara nizam-ı fusulden
Çocuklar için her yer oyun ne bilsin
Ocak için ebr-i rahmet bilinsin
Gelenler fasl-ı harif edince hulul
Ki keder-nümayan olur duhul
Kanatlı ağzına kadar açık eksik olmuyor birisi
Hane ber-duş olup azimet çun hemşerisi
En güzel vecibeyi ikame
İhtiyar-ı zahmet edib tutar ârâm-ı idame
İkametgâha girince karşılar avlu seni
Çarh-ı deveran geçirmiştir buruda demini
Bark kargil altı kiler üstü mazhar-ı nimet
Deni olsada beniye semahat-ı kudret
Sıvası toprak ama kireçli
Bundan böyle evlad-ü ıyale kol kanat dirençli
Çıkarır üst kata seni merdiven
Tahta pervaz önünde sardunya,hanımeli,kasımpatı fesleğen
Avlu mahşeri alan
Kıyas edip bahçeyi sanki cennetten arta kalan
Sıra sıra selviler yediveren güller
Şimdi öksüz zeban-âver bülbüller
Bahçede envâ çeşit meyve ağaçları
Yek-diğerine ikram eder amaçları
Yemyeşil zemine dökülmüş elma,armut,erik
Kimi yaygıda kimi taburede kimi de sandalyede oturur ferik

Oradan yanıma geldi Ömer
Yürümeye takadı yok kan çanak gözler
Üst baş dağınık pejmürde
Hali içler acısı insan kaç kez tadar bu hali ömürde
Koluna girmiş diğer biraderi Mustafa
Onunda ondan geri kalır tarafı yok na-safa
İnsanın boğazına düğümleniyor laf-ı ker
Başınız sağolun Rahmetullâhi-aleyh-i ber
İnşallah.Dostlar sağ olsun eksik olmayın
Gösterdiler bana yer buyurun ayakta kalmayın
Selam verip oturdum taburelerden birine
Bir anda daldım gittim derine
Âlem-i zulmat dünya hayatının örneği
Kimi kulaklarını tıkar kimi gözlerini kapar tahkik eder mi yüreği

Sağıma soluma baktım iliklerime kadar hissettim o manzarayı
Dünya meşakkatini unutturur mevt-i muhatarayı
Bahçe dile gelse de efkâr eder mi dostla hatırayı
Hâlet-i ruhiye de temaşâ-yı hoşterin şatırayı
Öbek öbek diz çökmüş safta her yaştan kişi
Görülmez, kaydedilmez cihanın keşmekeşi
Komşu Hasan Ağa selam derken getirdi kendime
Hasb-i hal ederken ortak oldu derdime
Bizler olmasakta kurb-u derecesi
Derece-i şuhud insanlığın mertebesi
Doğru dersin bilmez beşer serseri
İdrak etse kalb “Amentü”eseri
Kurb-u Hüda menba-i cuşan  göz yaşlarına tesiri
Seyyaleden,seyyareye damga-i vahdetin kesiri
Birden ayağı kalktı cemaat
Teşrif eden imam’a  hidemat
İmam Efendi başladı “Yasin’i” tilavete
Merhuma duâ-yı hayr inşallah selamete
Sadece imam mı gelip geçen herkes
Aşk-ı aşr’ı ruha ikram lebalep-ke’s


Kainat-ı mihmet,kainat-ı ibtilâ içinde
Meşâkk-ı hayat geçiminde
Eş dost mahalleli
Anlarlar en acı hali
Bizim burada adettendir
Üç gün üç gece taziye evine iaşe hizmettendir
Derhal tahammül-ü payına
Ehl-i ıyal anı gayret-i sayına
Donatırlar sofraları lebriz
Razık-ı hakikiyi sena ederek yerler simat-ı leziz
Derken kuruldu sofralar
Çocuklar şen şakraklar
Elde kaşık gözde yaş yad edince ol pirin
Bir nebze gamın kesipde tesirin
Kemâl-i itâatle imtisal edince ömür güzariş
Mevla’nın cilvesi düstur lisan-ı halde nümayiş
Birkaç kaşıkla biraz doydular… Derken
Durdu zaman yanık sadâsiyle türkü birden
Herkes pür-dikkat
Başlar öne düştü gözler nemlendi rikkat

“Gayrı dayanamam ben bu hasrete
Ya beni de götür ya sende gitme
Ataşın aşkına canım yakma çıramı
Ya beni de götür ya sende gitme…”

Fakat bu levh-i mahv kim ola
Öğrendik ki zevce-i sadıka .Ya Rabb halı n’ola
Kurb-i mesafede nüvah-ı cûşân
Hane lerzeye gelerek avam reyyan
Yetimler ağlayıp duruyor
Gelip geçen ”Ağlaması niçin?” diye soramıyor
Kulun belâsına “Bu acı niye?” sensin Muakkib
Gafur “Sen değil mi?” sensin Mukallib
Elbette bunda sırr-u hikmet var
Gafur-ur Rahimsin hıdareye sekine indir.Âşk-ı yâr
Lâkin kulunu sevindirmek sana yaraşır
Ki âşk-ı bâden dillere dolaşır
İşte kayd-ı maziye düşelim şerh
İnsanlık akrep ile yelkovan arasında dehr.O da berh

(Muammer FINDIK)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder