8 Ekim 2016 Cumartesi

Hüsn-ü Hamuş

Beş on gün olmuştu köyden çıkalı şehre
Şafak ağarırken düştüm yola arkamda yaslı cehre
Şehir mi şehir demeye bin şahit her şeyden mahrumiyyet
Sokaklarda gezilmez lehcede kemmiyet
Her bakışta yanlızlığın garibliğin aşikârca dalgalanır
Gündüz geceye döndümü efkârın paylanır
Dilde tevekkül gönülde sabr-ı sükût
İstikamet iki âleme say ilâhî şühut
Elimde bir valiz omuzlarda yılların vebali
Duygular dumura uğramış vahametten habali
Takat yok ayakta durmaya bi-çare
Lisan-ı hâl sam vurmuş yaprak misali yâre
Sığınacak yer yok herkes ayrı bir terane
Bir gariban fark etti işte bizim sefilhane
Kırık dökük bir yatak hem epey eski
Na-çarız dedi.Beni bana getirdi bu ses ki
Kırk kırkbeş yaşlarında otel görevlisi geldi öteden
Gözlerinden akıyordu yalanı otelimiz iyidir derken
El ayak çekildi gözlerde yaşlar belirdi
Ağlamaktan bitab düştü elden bir şey mi gelirdi
Meşâkk-ı hayat ne ilksin nede son
Böyle daha ne kadar davranacaksın ne diyon
Son nebiye kulak ver ne diyor
Yeis-i ümitsizliğe düşme ufkunu çiziyor
Vira bismillah de gel etme sarıl hayata
Çoluk çocuk iaşe bekler takılıp kalırsın şamataya
Kaderin cilvesi ağzı yok dili yok
Bilemiyoruz imtihan içinde imtihan hemde ne çok
Bak Allah'a çok şükür işsiz güçsüzmüsün
Şimdi evin barkın öksüz nerede onlara verdiğin sözün
Sen onların geleceği umudusun
Bebekmisin sirkilde kendine gel sen bumusun
Henüz ağzımı açıp bir kelime demeden
Elçiye zeval olmaz.Hâk sözüne kulak tıkarsın neden
Kardeşim yok mu senin işin gücün beni bana bırak
Başımın etini yedin sabahtan beri dur benden ırak
Kolay mı sevdiklerim ayrı garib ben ayrı garib
Ben zavallı karib adamcağazım sözlerinle eyledin darib
Kulak misafiri olmuş görevli adamcağaz yardımcı olmak ister
Bırak kardeşim o dertlidir hoş sefa göster
Başladık garibanla hasb-i hâle
Adın nedir dedi? Ahmet dedim.Ahmetcim laflarımı al kaile
İdrak edince ruh-i hâlini çiğer oldu püryan
Lâkin kaldıramayacağın yükü yüklemez Hüda artık uyan
Bak maziye ebeveynler nasıl baktılarsa sana
Bugün fedakârlık sırası sende feda edeceksin canı canana
Eksik gedik bırakmamalısın ikame etmelisin tastamam
Bu maaşla mı?Kanaat edersen maişetini gamam
Birader şükret bu maaşı bulamayanlarda var
Ayıp Allah'ın gücüne gider ismi Kahhar
Ağzından bal damlıyor adamcağazın teşekkür et Ahmet
Her daim sana doğru yolu gösteren olmaz unutma bizahmet
Maşallah Rabbim nasib etmiş olmuşsun memur
Nasib olmasaydı köyde tarla,tapan üst baş olurdu çamur
Ahir ömrüm efkâr bastı hani
Boşver sağlığın yerinde Mevlâm'ın lütf-ü keremi gani
Anladım ki muhabbet uzayıp gidecek
Gözlerimden uyku akıyor müsade istesek
Yolcu ettim onları saldım kendimi uykuya
Gam yok Allah var şerh düştüm yeni sayfaya
Üst baş eksik çarşıya çıktım biraz
Bir giydiğim birbirine uymaz
Manifaturacılar cümle kapısından girince
Oturup çay oçağına dinlenince
Etrafı temaşaya koyuldum her taraf tarih
Atam dinimi kültürümü her yana nakş eylemiş sarih
Sadece bu beldemi her köşede aynı şevk-i iştiyak
Pir-i fâni sen yabancısın diyerek oturdu etti çayıma iştirak
Orta boylu ayağında şalvar başında sarık
Hoş sohbet lâkin zaman dar derken oldu surat asık
Tam kalkacakken tesadüfe bak
Gariban,seni gördüm ya günüm şad olacak
Bakışlarıyla beni tepeden tırnağa süzdü
Şurası var ki sözleriyle hâlet-i ruhiyetimi çözdü
Ayakların yere daha sağlam basıyor artık dedi
Aklımı başıma getirdin bir nebzede olsa acılarım dindi
Karekterin sağlam mayan temiz sende aksilik ne gezer
Müminiz elhamdülillah münafık olan hayatından bezer
Baktım sohbet uzayacak buyur ettim
Çaycıya üç çay dedim pir-i fâni bana müsade ben gittim
Hayrola ne gezersin buralarda
Kesik soluklarla üst baş feryad kundura yok ayakda
İçi burkuldu sanma ki dümû-i istimdad
Meydân-ı ibtilâ Rabbime inkıyad
O anda manifaturacılar cümle kapısından içeri girdi eskici
Hali elim üfürsen diğer tarafa gidici
İpince sıska bacaklı
Üzerinde ince bir mintan sanki ondan alacaklı
Kunduradan çıkmış parmaklar hürriyetine koşarcasına
Bet beniz gitmiş soluklar kesik beden donarcasına
Ahmet sahn-i güzini temaşada oldu hazin
Kendisiyle kıyas eyledi üstü başı azin
Varlık içinde yokluk çekmekmiş şikâyeti
Bu sahneki oldu hidâyeti
Fakat eskici öylemi il-el' ebed çekecek ızdırab
Kaderin cilvesimi masuma Ya Rabb
Ben vazgeçtim halime şükr-ü kanaat
Âlem içinde âlem demek buymuş imtihan-ı hayat
(Muammer FINDIK)

2 Ekim 2016 Pazar

Hüsn-ü Hamuş

Ey nur-u hikmet esman âlemlere faş
Esman ki esrar-ı hüsn-ü ân'a baş
Nam-ı celilin ise seyyare seyyale
Dergâh-ı nazarında her dem kesr-i hardale
Cüz-i irade gaye-i hayalinden naks
Ey Ma'bud tur-u sinâ celâlinden laks
İhsân-ı hâk fazl-ı azmine yetmez müşkilim
Ayn-ı gayeyi nimeti vaslına sevk hayalim
Anı şevkinle uluhiyet-i mutlak tahakkuktur elbet
Olmaz ki nasıl zevk-i sürur ruhun miracı fetret
Âdem muhabbet-i lâzimede mes'ud-u turabken
Tecebbür-ü enaniyete bir lâhza takılıp kalırken
Perperişan hâlde tenzil-i rütbe ind-i ilâhiden
Evvelden ahire kadar sukutun vahameti ruy-i zemininden
Anlardan mı kurbun olacak müferrih
Dehşet-engizdir bütün ervâh esfel-i safilindir sarih
Zıllindeki esbaba terakkimiz setr
Olmaz mı bi-best fî makam-il-kalb betr
Bais-i meseretten haberdâr istersen heman
Her zerratı san'i hakiki idrak-i efkârın na-deman
Ey Rabb eltafın sonsuz bizler ilmî kıllet
Çarh-ı feleği levh-i mahfuzla sabit-kadem ki illiyet
Evsâf-ı maslahatın sığmaz ne mekâna ne zemana
Kesret tecelli-i vahdettir muhsin-i mufaz cem'ana
Ayet-i sen'in ki mevcâ- mevc a'sara canfeza
Her harfi bir harf-i âb-dâr ki cemal-i bi-misal-i ceza
Hikmetine emr-i emade beka ve ibtida
Ey arş-ı Yezdan-ı mecid-i yekda
Sani-i hakikî âlem bedahat
İzhar eylemiş Âdem'e halik-i rahmaniyet
O'na istidlâl olmazki eşyâ değil bürhan
Vücûd-ü Hakk-ı âsârayı istidalinden anın hüsran
Perde olmaz ki zuhura bin la-idrak-i akıl
Ya Ma'bud esman delil-i Hakk eden fazıl
İbtida-i vaslına erdi envâr-ı şuhûd
Dü-âlemde bast olur Celâl-i Vedûd
Emr-i kününe olmaz sebeb-i istibdal
Levh-i mahfuza nakş-ı peydar bu hâl
Bir lahza zi-heva O'ndan siva
Ey Bekabillah münezzehsin kul mabudiyyetten masiva
Zât-ı Hayy-ı Kayyum esmanı ihsanından insan
Faniden bakiye tebdil li-vechillâh'dan ihsan
Tefekkür gaye-i hayel boş değil halifeye iştirak
Bir yanda nur bir yanda kir imtihan-ı ıtlak
Ey Mukarrib talepkâr-ı guyub
Ey Müsebbib dembeste lütf-ü esrar çun zat-ı uyub
Beşer cibillinden murad kulluksa kabul
Gayet-ül gaye tac-ı ser lâkin tıyniyet-i makbul
Âlem sahn-ı sâtir-u Vücûd-ü Hakk'ı hâsır
Hüda olur sahn-ı âleme kahir
Bir sahne ki setr-i gayb Ey Mürettib
Bu sahne ki eşhas-ı avare eyleme Ey Murağğib
Dâr-ı imtihan kimi âlim kimi zalim
Bil'asale hepsi senden sensin El-Halim
Esmanın zıllisinden batıl ve hakk
Esma-i ilâhiyen zahirî,batini ancak
Batıl neden kötü vasıflara dalâlet
Hakk niçin Ubudiyette vird-i zeban hidayet
Âdem nereden bildi bu şuur-u tezkiyeyi
İblis neden nefsin hazzında tahliyeyi
Nefsin alçaklığıdır sebebdir ki mahfuzluk
Cebr-i noksanım Ya Rabb masumluk
Her âlem çarh-ı devaran minnet
Eşhas için vak'alar fezail-i nimet
Müşahadesi fizar ki na-şad-i haş
Bi-idrak nefs-i emmareden razı canhıraş
Nefsi temize çıkarmak helâk-ı hasıl
Kulak kesil dü-âleme feryad-ı figan nefs-i asıl
Ey Alîm yürekler kir dimağlar pas basiret vermeyecekmisin
Ruy-i zemin kan revan ocaklar yangın sekine indirmeyecekmisin
Düze çıkmayacakmıyız senden makhur-u kahr-i İlâhî
Habib-i Cemaline hasret kaldık billâhi
Musibet sendense Hüda döndür merc-i hakikiye
Kimden eman dileyelim çevir gönülleri esman-ı bakiye
Kader-i ilâhî levh-i kaza ve kader sual olmaz haşa
Senden ahbar-ı gayb naferaset nefs ve ruh şa'șaa
Aybını görmeyen şahsiyyata köle mi olunur bu zillet
Hükmün kendince devlet rahmetine lebaleb duacıdır bu millet
İnançları,gönülleri zir-ü zeberde bir hodendiş
Ya Ma'bud emr-i ilâhinle mi tesadd-i endiş
Dini tar-ü mar edip zalimliği ayn-el-yakîn
Ervah şahid adl-ı hikmetine ilm-el-yakîn
Mazlumun ah-u enini arş-u ferşi eyler haber
Arş-u a'la haya eder kuluna kerem-i lütfu eser
Yediden yetmişe elde rayat sinede iman sönmez âyât
Onca bab harab-ı abad niyaz makamına ulaşır hayat
Karalar bağlamış gözü yaşlı anam tevekkül
Evlâdın tarik-i hakta şüheda ehl-i kuburdan ıtr-i gül
Tedmi eyler gayesiz bir sürü bedbaht
Hutâm-ı dünya için metalib-i istikbal taht
Ram olmuş orda burda yetiman,gariban
Yed-i inayet arıyor eşhas perişan
Mazlum dildil-i künân teneddünde ateş-hâr
Teşehhut lâkin umursamaz barbar
Şehidi,gaziyi,felçliyi
İş görmezi,iktisabsızı,illetliyi
Haini,hükümlüyü çileliyi
Gel gör ki şu fani olan cem-i cümleyi
Seyr ile namdâri dâr-ı külliyeyi
Gelmez mi Ya Hakk vasfına hunîn temaşahaneyi
Bu çile hane-i muhitinde karibler var
Hilkatındaki mayasında esma-i envar
Âdeme izzet-i lütfundur ki imanı cevher
İtikatsiz kasvet-i kalb ebter
Kul idrak eder ki dâr-ı imtihan
Her imtihan içinde âlemlere seyr-ü cihan
Lütfunu kahrını hoş bilir eder sertac
Belâ-ender-belâ olsada bilfarz-ı hac
Gelip geçici zevkler esfel-i safiline taalluk
Elemleri kudret-i ezeliyeden bilmek kulluk
Küfr-ü dalali ne teselli
Bi-idrak rahmet-i bîpayanı itikadât-ı batıladan belli
Kayyum-u Zü-l-celal'in rabıtasından,manasından uzak
Kalbi titremez iniltisi duyulmaz göz yaşları tuzak
Beka âleminde sanır fakat tıyniyeti fena
Daire-i muhitasında binlerce şedâid-i cena
Her dem hezeyanla,hezimetle çarh-ı hayatı
Gaye-i hüsran-ı memâtı çun nabâki beyanatı
Mevt-i tadarru meyelân-i intisaba tecelli
Feleğe avare garib derkenar düşer sicili
Her gün yeni bir ilâhî,tasarruf
Müminden ise münafığa lütf eyle Ya Rauf
Dâlalet ki çirkâflara yüz göz olmuş
Hakiki rehberini bulamadığından solmuş
Biliriz ki cemalinden ırak eyledin zalâma
Senin kapında dûçar hidayet-i kelama
Müminde senin münafıkta
Rahmet ile Celal niçin esman hilkatta
Muteza-i hilkat mı aradaki teferruât
Mu'cizat-ı kudreti âsâr-ı san'atı teşhir mi gayat
Ya Rabb kudret-i hikmetin olur mu aşikâr
Yoksa esbab-ı mûciben kalacak mı puşe-i tar
Her zerrede ism-i azamın nakş-ı perdaz
Her âlemde vird-i zeban ile guş-i na'z
Tecelliyatında ki esrarın olur mu hafi-daş
Ey nur-u hikmetin esman âlemlere faş
(Muammer FINDIK)